SEN BİLİRSİN ASİYE ABLA

SEN BİLİRSİN ASİYE ABLA

 

           “Kâhtalı Asiye Yıldırım’a Saygılarımla”

 

Kâhta’nın avlulu kerpiç evleri,

Yaz bahar gül kokardı seher vakti,

Horozlar uyanırdı imamlardan önce,

Tatlı tatlı yel eserdi Nemrut’tan,

Ekmek kavgasına başlardı yetim Babam,

Sen bilirsin Asiye Abla…

 

Kâhta küçük şirin bir ilçeydi,

Dört bir yanı ekin bağ bahçeydi,

Dost dostuna sıcacık güneşti,

Komşu komşuya can kardeşti,

Marko Paşaydı Ramazan Ağabey,

Sen bilirsin Asiye Abla…

 

Kâhta Çayı kulaç balık pirinç,

Aysadık umut kuşanmış sevinç,

Gurbet ellerinde canımızdan canlar,

Hasretliği yüreği yanıklar anlar,

Tabut içinde geldi yirmi birinde Mehmet’im,

Sen bilirsin Asiye Abla…

 

Kâhta zulüm gördü çektin yaşadın sen,

Darbenin vahşet yeliydi gece gündüz esen,

Pirin Palas işkenceli sorguydu,

Haksızlığa isyan haklı duyguydu,

Yiğitçe direndi Ramazan Ağabey,

Sen bilirsin Asiye Abla…

 

Kâhta anneler nice yiğit doğurdu,

Direndi canlar çileyi umutla yoğurdu,

Lime lime oldu genç bedenler,

Unutulmaz halk adına gidenler,

Onurumuzdur boyun eğmeyen baş,

Sen bilirsin Asiye Abla…

 

Kâhta bilir yüreğin sevgi şefkat pınarı

Unutmadık eşini o koca çınarı,

Başımızın tacı yürekli erkek kadın,

Güzelliğe meşaledir senin adın,

Sana sevgimiz saygımız sonsuz,

Sen bilirsin Asiye Abla…