ÖZGÜR GÜNDEM / Önce Licê vurulacak!

Yasin KOBULAN / Amed - Diha

Güncellenme : 23.10.2013 05:34


Av. Gümüş, 1965 tarihli ‘çok gizli’ rapora işaret ederek, ‘O raporu okudum. Raporda Lice’nin bombalanması yazıyordu’ dedi 

20 yıl önce devletin katliam gerçekleştirdiği Licê, yıllardır kara listede. Av. Fethi Gümüş, 1965 tarihli ‘çok gizli’ ibareli devlet raporunda yer alan ifadeleri aktardı: “Bir Kürt hareketi çıktığı zaman ilk önce Lice havadan vurulacak.”


İlk önce Licê vurulacak!

“Tutuşmayan dal, kurşun
yemeyen tütün salkımı kalmadı
Lice’nin fermanı ateşten kalemle
yazılmıştı
Önce gözleri düştü Lice’nin
Yanaklarından aktı gözbebekleri,
etleri döküldü
Ağıtlar yoruldu yıkık damları
dolaşmaktan
Başlar önüne düştü
Sürgündüler, sel oldular Dicle’ye
aktılar...”

20 yıl önce Amed’in Licê ilçesinde yaşanan vahşet, hunharca işlenen cinayetler ve yaşlı, çocuk, kadın demeden gerçekleştirilen katliamın ardından bu dizelerle anlatılır olmuştu Licê’ye düşen ateşin yaktığı yüreklerden yükselen feryat.

Amed’in Licê ilçesinde gerçekleşen katliamın mağdurlarının avukatlarından Fethi Gümüş’ün anlattığına göre Licê katliamı daha gerçekleşmeden, Licê zaten evelden devletin kara listesine alınmıştı.

Diyarbakır Askeri Mahkemesi’nde 1971 yılında görülen DDKO dava dosyasına giren, fakat ardından çıkarılan 1965 tarihli “çok gizli” ibaresine sahip ve kırmızı mührün vurulduğu bir istihbarat raporunun varlığından söz eden Fethi Gümüş, söz konusu raporda “Herhangi bir Kürt hareketi çıktığı zaman Diyarbakır’da ilk önce Lice ilçesi havadan vurulacak” ifadesinin yer aldığını ifade etti. Licê katliamından 28 yıl önce hazırlanan bu “ferman”ın dipnotlarında plana ilişkin “Lice’nin dağlarında hava boşluğu var uçaklar ona göre havalansın” biçiminde uyarıların dahi yer aldığının belirtilmesi, söz konusu belgeyi daha önemli kılıyor.

O raporu okudum

İstihbarat belgesinin Licê katliamının önceden planlanıp ve organize edildiğini ortaya koyduğuna dikkat çeken Gümüş, söz konusu belge hakkında “1965 yılında Kürdistan’la ilgili Milli İstihbarat Teşkilatı içerisinden görevlendirilen bir komisyon bölgede araştırmalar yapmış. 70’li yıllarda bu raporların büyük bir kısmı tamamlanmış ve 71 yılında Diyarbakır’da devam eden DDKO dosyasına 115 sayfa ve üzerinde çok gizli, kırmızı mühürle mühürlenmiş bir rapor içine eklenmiş. Sanık avukatların önerisi ile bu rapor dosyadan çıkarıldı. O raporu okudum. O raporda Lice’nin bombalanması yazıyordu” dedi.

Türkiye ekonomisi sarsılacaktı!

Katliamın yaşandığı dönemde halkın korkusundan suç duyurusunda bulunmadığını, ancak 2001 yılında binlerce başvuru yapıldığını söyleyen Gümüş, “Bu başvurulara verilecek yüksek miktardaki para cezalarına karşılık hükümet Köye Dönüş Yasası çıkarttı. Devlet bu kanunu 2004 yılında çıkardığı zaman Kürdistan’da bu kadar köyün, il ve ilçenin yakıldığı konusunda fazla bilgiye sahip değildi. Yapılan ve devamında gelecek olan başvuruların ardından verilecek olan kararlar ile Türkiye’nin ödeyeceği tazminat miktarının, Türkiye ekonomisini sarsacağını fark etmesi üzerine bu yasayı çıkarmak için acele etti” dedi.


Ev, işyeri demeden kurşun yağdırdılar

Licê’de o dönem öğretmenlik yapan Mahmut Cantekin, Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı’na verdiği ifadede katliamı şöyle anlatıyordu: “Panzerler sokaklarda, caddelerde seriye taktıkları makineli tüfeklerle ev, işyeri ayrımı yapmadan kurşun yağdırıyordu. Saat 10.00’dan sonra helikopterler yangın bombalarıyla, uçaksavar mermileriyle atışlara katıldı. Evler cayır cayır yanıyordu. Top atışı yapılıyordu. Bahtiyar Aydın’ın vurulduğu saat olarak anlatılan 11.45 sıralarında tabura bakan barakalar, evler yanmıştı. Sokaklarda asker, polis ve araçlarından başka kimse yoktu. Sokaktaki insanlar ve hayvanlar taranıyordu. O saatte okulun penceresinden taburun bahçesine baktığımda tüm askerlerin ayakta olduğunu gördüm. Çatışma görülmüyordu. Bana da ateş ettiler.” Katliamının ardından ilçe hayalet şehri andırırken, 46 köy, bir tek kişi bile kalmadan göç etmek zorunda kalmıştı.


Zamanaşımından kurtuldu

Licê katliamının 20. yıldönümünde Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı, “Dosya kapsamında dinlenecek başka tanıklar var” dedi. Böylelikle dava zaman aşımına uğramaktan kurtuldu. Faili meçhul cinayet dosyalarını soruşturan Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun’un, dosyanın 20 yıllık zamanaşımına gireceği gün hazırladığı iddianame, 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

İddianamede, resmi açıklamalara göre PKK’nin ilçeye saldırdığı belirtilse de, PKK’nin bu eylemi yaptığına dair delil bulunmadığı da belirtildi. Katliamı yöneten Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi. İddianamede, 22 Ekim 1993’te Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı olarak iken, Lice Jandarma Komando Bölük Komutanlığı Binası önünde  suikaste uğrayan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesiyle ilgili detaylara da yer verildi.

İddianamede, suikastle ilgili olarak dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ, “şüpheli” sıfatıyla yer aldı. Hatipoğlu ve Yanardağ hakkında, “Taammüden öldürme”, “Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik”, “Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istendi.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile