20 YIL GEÇTİ LİCE'NİN ÜZERİNDEN / ÖZGÜR GELECEK

20 YIL GEÇTİ LİCE'NİN ÜZERİNDEN / ÖZGÜR GELECEK

Lice'yi havadan vurun, dağlardaki hava boşluğuna dikkat!

YASİN KOBULAN

DİYARBAKIR (DİHA) - Diyarbakır Askeri Mahkemesi'nde 1971 yılında görülen DDKO dava dosyasına giren, fakat ardından çıkarılan 1965 tarihli "çok gizli" ibaresine sahip ve kırmızı mührün vurulduğu bir istihbarat raporunun varlığından söz eden Lice katliamı mağdurlarının avukatlarından Fethi Gümüş, söz konusu raporda "Herhangi bir Kürt hareketi çıktığı zaman Diyarbakır'da ilk önce Lice ilçesi havadan vurulacak" ifadesinin yer aldığını ifade etti. Lice katliamından 28 yıl önce hazırlanan bu "ferman"ın dipnotlarında plana ilişkin "Lice'nin dağlarında hava boşluğu var uçaklar ona göre havalansın" biçiminde uyarıların dahi yer aldığının belirtilmesi, söz konusu belgeyi daha önemli kılıyor.

Lice katliamı, sadece katliamın yaşandığı günler değil, katliamın son bulmasından sonra verilen hukuk mücadelesinde de trajedilerin en acısına sahne oldu. Katliamın üzerinden bir hafta geçmeden Diyarbakır Barosu tarafından 240'a yakın avukat ilçeye giderek hasar tespit çalışmalarına katıldı. Hemen ardından da katliam sonucu mağdur olmuş yurttaşlar adına mahkemelere başvuran avukatlar, davalar açtı. Avukatlar aracılığıyla katliam ile ilgili belgeler bütün resmi kurum ve üst düzey kurumlara gönderilmişti. En son Süleyman Demirel, Başbakan olduğu dönemde Diyarbakır'ı ziyaret ederken Diyarbakır Barosu tarafından katliama ilişkin belgelerin içinde bulunduğu dosya kendisine sunulmuştu.

AİHM, Türkiye'ye dostane çözüm önerdi

Lice Belediyesi de kendi bünyesinde oluşturduğu bir komisyon ile ilçede hasar tespiti yaptırdı. Tespitler yapılmadan önce katliamın mağduru olan 29 kişi, avukatlar aracılığı mahkemeye suç duyurusunda bulundu. Katliamın binlerce mağduru ise, katliamın vermiş olduğu korku ve "kimi kime şikayet edeceksin" umutsuzluğuyla mahkemelere suç duyurunda bulunmaktan kaçındı. Zaten Türkiye mahkemelerinde açılan bu davalardan herhangi bir sonuç çıkmaması üzerine, davalar 1995 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşındı. Dosyalarla ilgili AİHM, Türkiye'ye yüksek miktarda tazminat cezası kesmemek için katliamın mağdurları ile "Dostane Çözüm" yapmasını önerdi. AİHM'in bu önerisi üzerine dönemin hükümet yetkilileri, avukatlarla görüşerek bir mutabakata vardı ve her başvuruya 10 bin sterlin tazminat ödedi. Bu sırada İHD üzerinden AİHM'e başvuru yapan 4 mağdur ise, "Dostane çözümü" kabul etmeyince, AİHM verdiği kararla Türkiye'nin katliam yaptığını kabul etti ve "Yaşam hakkı ihlali" gerekçesi ile kişi başına 60 Milyar tazminat ödenmesi kararına vardı.

'Türkiye tazminat vermemek için köye dönüş yasasını çıkardı'

Hem İHD hem de avukatların açtığı davaların sonucunda AİHM'in verdiği tazminat miktarları sonucunda binlerce kişi avukatlara ve İHD'ye başvuruda bulundu. Bu başvurular içerisinde Şırnak ve Diyarbakır'ın bazı ilçelerinde daha önce bu tür katliamlara maruz kalan yurttaşlar da yer aldı. Binlerce mağdurun yaptığı başvurular sonucunda AİHM'e taşınan dosyaların toplamına dönemim parasıyla 2 milyon 4 bin lira tazminat cezası verildi. Bu cezaların, Türkiye için çok fazla olacağından AİHM, hükümet ve katliam mağdurlarına "Kendi aranızda çözüm bulun" önerisinde bulundu. Bunun üzerine Türkiye'deki dönemin hükümeti, köye dönüşler için çalışmalar yapmaya başladı. 2004 yılında ise Köye Dönüş Yasası çıkarıldı. Çıkarılan yasanın ardından AİHM'de bulunan dosyaların tümü "ret" edildi. Bugün binlerce dosyanın içerisinde sadece birkaçı AİHM'de bulunuyor.

'Dosya raftan indi'

Dersim İl Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu'nun şüpheli ölümüyle ilgili Malatya Cumhuriyet Savcılığı tarafından dosyanın yeniden açılmasının ardından 1993'te öldürülen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın dosyası da raftan indirildi. Faili meçhul cinayetleri soruşturan Özel Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı, Tuğgeneral Aydın'ın Lice'de suikast sonucu öldürülmesini de inceleme kapsamına aldı. Lice katliamı mağduru olan yüzlerce kişi Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne çağrılarak ifadeleri alındı. Özel yetkili Cumhuriyet Savcısı'nda katliamın gerçekleştiği dönemde Lice'de öğretmenlik yapan iki kişinin de ifadelerine başvurdu.

Genelkurmayın yaptığı açıklamayı yalanlamıştı

Öğretmenlerden Mahmut Cantekin, savcıya vermiş olduğu ifadesinde katliamın yaşandığı 22 Ekim günü ilçede askerler ile PKK'liler arasında herhangi bir çatışmanın yaşanmadığını belirterek, özel timler ve askerler tarafından ilçenin rastgele tarandığını ifade etti. Cantekin, Genelkurmay'ın katliamın ardından, "Teröristlerce, ilçe içerisindeki binalardan ve çevredeki tepelerden Jandarma Bölük Komutanlığı kışlasıyla topçu mevzilerine uzun namlulu silah, roket ve havanla ateş açılmıştır" açıklamasının yalan olduğunu belirtmiş ve Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın vurulduğu yerin ise okula yüz metreden az uzaklıkta olduğunu ifade etmişti. Hazırlanan raporlarda, kayıtlara geçen yaşamını yitiren veya yaralananlar içerisinde PKK'li veya herhangi bir örgüt üyesinin isminin bulunmaması ise dikkat çekiyor.

'Helikopterler ilçeyi havadan bombaladı'

İlçe merkezinde top atışlarının sabah 09.20'de başladığını beyan eden Cantekin, 10 dakika içerisinde Komando Taburu'ndan, cezaevinden, Emniyet'ten okul dâhil her yere yağmur gibi kurşun yağdığını dile getirmişti. Cantekin, "Panzerler sokaklarda, caddelerde seriye taktıkları makineli tüfeklerle ev, işyeri ayrımı yapmadan kurşun yağdırıyordu. Saat 10.00'dan sonra helikopterler yangın bombalarıyla, uçaksavar mermileriyle atışlara katıldı. Evler cayır cayır yanıyordu. Top atışı da yapılıyordu. Bahtiyar Aydın'ın vurulduğu saat olarak anlatılan 11.45 sıralarında tabura bakan barakalar, evler yanmıştı. Sokaklarda asker, polis ve araçlarından başka kimse yoktu. Sokakta görülen insanlar ve hayvanlar taranıyordu. O saatte okulun penceresinden taburun bahçesine baktığımda tüm askerlerin ayakta olduğunu ve çatışma görülmüyordu. Askerler bana da ateş etti" şeklinde ifade vermişti.

Kaymakam'ın tebligatı ile geri dönüşler

Lice katliamının ardından ilçe hayalet şehri andırırken, 46 köyde ise bir tek kişi kalmayarak bir yerlere göç etmek zorunda kalmıştı. Katliamın üzerinden 8 yıl geçmesinden sonra köye dönüşler için yapılan düzenlemelerde Lice Kaymakamı Adem Ünal tarafından yazılan ve 9 Eylül 2001 tarihine ait olduğu belirtilen tebligatla Lice Jandarma İlçe Komutanlığı'na, köy muhtarlıklarına gönderdiği yazıda köylere dönüşler ile ilgili maddeler ise dikkat çekiyor. Tebligatta "Dönüşler için başvurular Lice Kaymakamlığı'na yapılacak. Dönüşü uygun olan köylere isteyen herkesin dönmesine müsaade edilecek", "Köye dönüş hareketinin kontrolünün düzgün yapılabilmesi amacıyla köye dönüş dilekçe formatı ile müracaatlar yapılacaktır", "Karakoldan izin almadan ve haber vermeden 2. aşamada dönüşü uygun görülen köylere gittiği tespit edilen vatandaşların ne maksatla köye gittikleri, neden izin almadıklarının tespit edilmesi için kendilerinden bilgi alabilmek ve gerekli araştırmalarının yapılabilmesi için karakola davet edilerek sorgulanacaktır", "Bu tebliğ tüm köy muhtarlıkları tüm köy halkına ulaştıracaktır. Kendilerine köye dönüş için başvuran vatandaşları örnek dilekçe ile kaymakamlığa müracaat ettirecektir", "2'nci ve 3'üncü aşamada dönüşü uygun görülen köyler ile ilgili mülki amirliğimizin vereceği karar açıklanmadan hiçbir vatandaşımızın bu köylere yerleşmelerine, gece köyde kalmalarına, jandarma karakol komutanlılarından izin almadan günü birlik köye hayvan otlatmaya veya tarlada çalışmalarına izin verilmeyecektir" maddeleri yer aldı.

'Verilen cezalar Türkiye ekonomisini sarsacaktı'
Dönemin Diyarbakır Baro Başkanı ve mağdurların avukatlarından Fethi Gümüş ise, katliamın ardından birçok engel ile karşılaştıklarını ifade etti. Gümüş, dönemim hükümeti tarafından katliamın, PKK tarafından yapıldığı belirtmesine rağmen Emniyet ve Bayındırlık Bakanlığı'nın birlikte hazırladığı raporlarda PKK'ye ilişkin herhangi bir bilginin yer almadığına işaret etti. İlk yıllarda halkın korkudan mahkemelere suç duyurusunda bulunmadığını, bazı davaların sonuçlanması ile birlikte halkın cesaretlenerek katliama ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu belirten Gümüş, "2001 yılında binlerce başvuru yapıldı. Bu başvurulara verilecek olan yüksek miktardaki para cezalarına karşılık hükümet Köye Dönüş Yasası çıkarttı. Devlet bu kanunu 2004 yılında çıkardığı zaman Kürdistan'da bu kadar köyün yakıldığını, bu kadar il ve ilçenin yakıldığı konusunda bir bilgiye fazla sahip değildi. Yapılan ve devamında gelecek olan başvuruların ardından verilecek olan kararlar ile Türkiye'nin ödeyeceği tazminat miktarının, Türkiye ekonomisini sarsacağını fark etmesi üzerine bu yasayı çıkarmak için acele etti" dedi.

Lice'nin kararı 1965'te alınıyor

Açık bir katliama sahne olduğu AİHM kararıyla da resmi olarak tanınan Lice katliamının Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın öldürülmesiyle devreye sokulmadığı bilgisine ise, bugün ulaşıldı.

1971 yılında Diyarbakır Askeri Mahkemesi tarafından yürütülen Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) dava dosyasına eklenen, 1965 tarihli "çok gizli" ibaresine sahip ve kırmızı mührün vurulduğu bir istihbarat raporunda "Herhangi bir Kürt hareketi çıktığı zaman Diyarbakır'da ilk önce Lice ilçesi havadan vurulacak" notunun yer alması Lice'deki katliamın çok erken tarihlerde planlandığını da ortaya koydu. Lice'ye dair fermanın yazıldığı raporun dipnotlarında ise "Lice'nin dağlarında hava boşluğu var, uçaklar ona göre ayarlansın" uyarısının yer alması dikkat çeken bir diğer nokta. 1965 tarihli bu belgenin üzerinden 28 yıl geçtikten 90'lı yıllarda başlatılan katliam uygulamalarının Diyarbakır'daki ilk pratiğinin Lice olması söz konusu raporu daha da önemli kılıyor.

'O raporu okudum'

İstihbarat belgesinin Lice katliamının önceden planlanıp ve organize edildiğini ortaya koyduğuna dikkat çeken Gümüş, söz konu belge hakkında "1965 yılında Kürdistan'la ilgili Milli İstihbarat Teşkilatı içerisinden görevlendirilen bir komisyon bölgede araştırmalar yapmış. 70'li yıllarda bu raporların büyük bir kısmı tamamlanmış ve 71 yılında Diyarbakır'da devam eden Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) dosyasına 115 sayfa ve üzerinde çok gizli, kırmızı mühürle mühürlenmiş bir rapor içine eklenmiş. Sanık avukatların önerisi ile bu rapor dosyadan çıkarıldı. O raporu okudum. O raporda Lice'nin bombalanması yazıyordu" dedi.

Lice katliamı dava dosyasına zaman aşımı kararı verilecek mi?

20 yıldır süren davada katliamın tüm mağdurları hemen hemen bir miktar maddi tazminat alırken, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı, dava dosyasının zaman aşımı gerekçe gösterilerek düşüp düşmeyeceğine katliamın yıldönümü olan bugün karar verecek.

Devletin hazırladığı raporlarda katliamda yaşamını yitirenlerin bazılarının isimleri şunlar: "Tuğgeneral Bahtiyar Aydın (tanıklar, Uzman Çavuş Yüksel Bayar tarafından öldürüldüğünü beyan ediyor), Uzman Çavuş Tekin Alptekin ve Jandarma Er Mesut Karçkay (tanıkların beyanlarına göre askerlerin açtığı ateş sonucu yaşamlarını yitiriyorlar), Zana Çakır, Mustafa Çakır, Muhyettin Gülen, Emine Kıraç, Saniye Doğan, Hüseyin Cantürk, Suzan Cantürk, Mizgin Cantürk, Bayram Yıldız, Ali Şanlı, Kudret Ergün, Ali Nurettin Soyer, Kerem Cantürk (sonradan yaşamını yitiriyor)."

Devletin hazırladığı raporlarda katliamda yaralananlardan bazılarının isimleri ise şunlar: "Saniye Altun, Mesuda Yıldız, Zahdi Bingöl, Asiye Canpolat, Zarife Cantürk, Netice Cantürk, Gülistan Canpolat, Gülbin Şaşmaz, Şeyhmus Akkuş, Zekeriya Yılmaz, Tahir Elkıran, Fehmi Aksu, Abdulrezzak Yıldırım, Sadik Güntaş (Daha sonra akli dengesini yetirmiş), Asya Baran, Behçet Tektaş, Birgül Şanlı, Asiye Durmaz, Aysun Akgeyik, Derya Koza, Gıyasettin Yağlı, Mehmet Tutak, Çetin Atalay, Mehmet Ali Elçin, İsmet Yıldız, Murat Kardemir (polis memuru), Kamil Şaşmaz, Uzman Çavuş Yüksel Bayar (tanıkların beyanlarına göre Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ı vuran kişi)."

BİTTİ

Kaynak: Dicle Haber Ajansı(DİHA)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile