SEVİYESİZLİĞİN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI

SEVİYESİZLİĞİN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI

Seviyesizliğin dayanılmaz ağırlığı altında, hiç inim inim inlediniz mi?

İnsanın ciğerlerine çektiği hava, hardal gazı gibi sersemletir ve yavaş yavaş öldürür…

İnsan maskesi takmış mahlûkatın kirli, çürümüş, kokuşmuş özünü gören gözler, önce tiksindirir sonra mide bulantısını başlatır…

Kulak kepçelerinin topladığı kenef kokan sözlerin, ar perdesi yırtılmış özlerin besmelesine dönüşmesi, insanın yüreğine bir hançer gibi saplanır…


Seviyesizliğin dayanılmaz ağırlığının hâkim olduğu bir ortamda, günlerinizi ve gecelerinizi aylarca geçirmek zorunda bırakıldınız mı?

Erkeğin orospusunun dedikodusu, fitneliği, fesatlığı, ispiyonculuğu insanın üstüne efkâr dağını getirir oturtur…

Bilinç, sabır, yol gözleyenler, umut bağlayanlar insanı çıldırmanın, cinnetin son sınırında frenlerler… 

Üstüne çöken efkâr dağının ağırlığı altında, astım hastalığı ilerlemiş hastanın kirli havada nefes alıp vermesine benzer insanın soluk alıp vermesi…

Kıskançlığın, çekememezliğin kapkara yüreklerde yarattığı nefretin yansıması, kopkoyu hüznün yollarında insanı uyurgezer gibi gezdirir…


Seviyesizliğin dayanılmaz ağırlığı altında yaratılan bahaneler, kirli ve kanlı bir el gibi hiç boğazınızı sıktı mı? 

Sudan bahanelerle sinsice sataşmalar, sabır taşını bile çatır çatır çatlatır…

Uydurulmuş yalanlarla şişirilmiş balonlar, insanın dertlerini ve sorunlarını yüze, bine katlatır…

Çürümüş, kokuşmuş kişiliklerin patırtısı gürültüsü, insanın beyin damarlarının beş santimetre sağına, soluna ve üstüne atılan domdom kurşunlarının çıkardığı gürültüden daha etkilidir…


Seviyesizliğin dayanılmaz ağırlığı altında inlerken ahmaklığın, aptallığın, ukalalığın gündüz gece ve aylarca muhatabı olmak zorunda kaldınız mı?

İnsanın en iyi bildiği konularda bile, diplomaya hasret ukalalar yedi üniversitede bitirmiş ve uzmanlık eğitimi almış gibi başınızda filozof kesilirler…

Aptallar, eksi seviyesindeki çat pat bilgileriyle, uzmanlık alanına giren konularda bile insanlara ders vermeye kalkarlar…

Ahmaklık diplomalarıyla, abdest almayı bilmeden başınızda din bilgini geçinirler… Fetva verme hakkını kendilerinde görürler…


Seviyesizliğin dayanılmaz ağırlığı altında, gece ve gündüz kör ve derin bir kuyunun dibindeymiş gibi kendinizi yalnız his ettiniz mi?

Zehirli gaza dönüşen kuru kalabalıklar, bir başına gaz maskesiz, ıslak mendilsiz kalan insanı halsiz, takatsiz ve perişan eder…

Kirli âlemin yüreksiz çakalları, demir kafese konmuş aslanın etrafında uyuz uyuz ulumaya başlarlar…

Seviyesizliğin dayanılmaz ağırlığı altında kalmak, üstü açık mezara kolların, ayakların bağlı şekilde diri diri gömülmektir…

Özü güzel hiçbir insan, seviyesizliğin dayanılmaz ağırlığı altında yaşamaya mecbur kalmasın…

Seviyesizliğin dayanılmaz ağırlığı altında yaşamaya mecbur kalanlara sabır sabır sabır diliyorum…

Seviyesizlikler kimseyi çıldırtmasın…

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ