BİR GÜN KALDI

BİR GÜN KALDI

2 Eylül 2013.
Günün adı Pazartesi…
Vakit havalandırma saati…
Bahçedeyiz…
İlk mahkemeye bir gün kaldı…
Yani şafak bir…
Dört gözle beklediğim 3 Eylül yarın…
Umut doruklarda, heyecan umutla kol kola girmiş çıkmış zirveye yarına bakıyor…
Mağdurum…
Haksızlıktır içinde bulunduğum durum…
Düzelt bu haksızlığı adalet beklediğim kurum…

Sayın yargıcın ağzından çıkacak “sanığın tahliyesine” sözü ile bu bahçeye son çıkışım olacak…
Mahpusluk günlerim bitecek…
Özgürlüğüme kavuşacağım…
Ailemin cezaevi kapısında, görüş günlerinde sıra kuyruğuna girmesi sona erecek…
Kızım, benim görüşüme gelmek için işyerinden boynunu bükerek izin istemeyecek…
Oğlum, benim görüşüme gelmek için işyerinden boynunu bükerek izin istemeyecek…
Eniştem, benim görüşüme gelmek için işyerinden izin isteme ihtiyacı duymayacak…

Ben, dün ailemi omzumda taşıyordum…
Ailemin omzundan yük olmuşum…
“Sanığın tahliyesine” sözü ile yük olmam bitecek…
Vicdanım beni boğmayacak… 

Yarın ilk mahkemeye çıkacağım…
Sabah herkes uyurken kalkıp tıraş olacağım…
Soğuk su ile duşumu alacağım…
Eşimin getirdiği takım elbisemi giyeceğim…
Emekli olduğumdan beri bayramlarda, düğünlerde giydiğim kravatımı takacağım…
Ayakkabımı giyeceğim…
Sabah sayımını bekleyeceğim…
Sayımdan sonra demir kapı açılacak…
Mahkemeciler hazırlansın, diyecekler…
Ben:
— Hazırım, diyeceğim…
Adımın yazılı olduğu kâğıt elinde olan gardiyan:
— Gel, diyecek…

Bu gün Pazartesi…
Yarın, 3 Eylül Salı günü bu bahçede, koğuşta ve cezaevinde son günüm olacak mı?
Sıkıntı, stres ve çile bitecek mi?
Her anı kapkara buluta dönen hüzünlü günlerimiz son bulacak mı?

Bu cezaevine geldiğim günden beri doğru dürüst uyuyamadım…   
Uykuya hasretim…
Bu satırlara başlamadan, bahçeye çıkanlar voleybol oynamak için üç takım yaptılar…
Ben voleybol oynayanları izliyordum…
Topun sesi, oyuncuların bağırışları bile gözkapaklarıma çöken uykuyu dağıtamadı…
Uykuyu gözlerimden kovmak için bir sigara yaktım…
Neredeyse sigara elimden düşüyordu…
Beton zemine serdiğim koli kartonuna oturmuştum…

Kalktım…
Koğuştan getirdiğim, koltuğumun altına koyup yaslandığım plastik tabureye oturdum…
Bir sigara daha yaktım…
Uykuyu biraz dağıttım…

Beton zemine koyduğum koli kartonuna tekrar oturdum…
Bahçede her zaman yaptığım gibi plastik tabureyi masa yaptım…
Defterimi üstüne koydum…
Bu satırları yazıyorum…

Az önce voleybol topu sertçe kalem tutan elime değdi…
Top kaleme deftere çizgi çektirdi…
Bu çizgi, bu defterde topun anısı olarak yıllarca kalacak…
Bu sayfaya baktıkça, çizgi bu bahçede topun imzası olarak kendini hatırlatacak…
Yazı yazarken göz kapaklarıma baskı yapan uykudan eser kalmadı…

Bahçedeyim…
Hafif bir esinti var…
Gökyüzü masmavi gözüküyor…
Bahçenin duvarları o kadar yüksek ki dışarıyı görmek için bir kuş olup duvarın üstüne çıkmak gerek…
Ah! Bir kuş olabilsem…

Yarın 3 Eylül…
İlk mahkemeye çıkacağım…
Yargıcın kararı ne olacak?
Avukat diyor ki:
— Yargıç seni kesin tahliye eder… Ne delil var ne de tanık… Bir esrarcının sözü ile tanık seni tutmaz…
Ben de öyle düşünüyorum…
Tutuklanmama bile inanmamıştım…
Umutluyum…
Karar yargıcındır…
Tahliye olabilecek miyim?
Özgürlüğüme kavuşacak mıyım?
Yarın belli olur…

2 Eylül 2013 /  Pazartesi / Saat 15.30

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ