AKŞAMIN SON DEMİNDEYİZ

AKŞAMIN SON DEMİNDEYİZ

Koğuşta akşamın son demindeyiz…
Yemekhane duvarına asılı MEHMET CANTEKİN adını yazdırdığım saatte akrep ile yelkovan 22.00’i gösteriyor…
Televizyonda kanal yine değişmiş…
Ekranda bir bayan sanatçı var… “Odam Kireç Tutmuyor” türküsünü söylüyor…
Zülfü Livaneli ne güzel söylerdi…
Bu türküyü çok severim… Zülfü Livaneli’nden dinleyince yüreğime daha çok dokunuyordu…

Koğuşta akşamın son demindeyiz…
Ben, bizim masada defterime not düşüyorum…
Yozgat Boğazyanlı Ömer (Hayri) Çetindaş, çizgisiz deftere resim çiziyor…
Bitlisli Servet Demir, komşu masada ikram edilen kolayı içiyor…

Koğuşta akşamın son demindeyiz…
Demir kapı yine açıldı…
Mutfaktan yarın sabah ki kahvaltımız geldi…
Minik paketlerde eritme peyniri ve bal getirdiler…
Yarın sabah ki kahvaltımız yarım ekmek, bir minik paket eritme peyniri, bir minik paket bal var…
Koğuştakilerin, yani bizim aldığımız çay ve şekerimiz var… Ücretini ödediğimiz meydancı var… Çayımız da demlenir…
Minik paketlerde getirilen eritme peyniri ve balı, masamızdan koğuşun imamı Niğdeli Mahmut Özdemir aldı…
Bizim masanın dolabına koydu…

Koğuşta akşamın son demindeyiz…
Burada yediğimiz yemekler için her gün 20 TL borçlanıyoruz…
Beraat edenlerden para talep edilmiyor…
Ceza alanlar, cezaevinde kaldıkları gün sayısı 20 TL ile çarpılıyor… Borç toplamı bulunuyor…
Cezalarını tamamlayanlar, bu borcu ödemeden cezaevinden çıkamazlar…
Ya bu parayı ödeyecekler ya da borçları karşılığında belirlenen gün kadar cezaevinde yatmaya devam edecekler…

Koğuşta akşamın son demindeyiz…
1. masada Yusuf Ateş ile İsa Çağlak, dizlerine koydukları sık aralıklarla naylon ip çekilmiş tezgâhta, çizdikleri şemaya bakarak boncuk örüyorlar…
2. masada Tamer Kara ve Boğmacı Mısto elde boncuk örüyorlar…
3. masada Hasan Hüseyin Gezerkuş, yine değişen televizyon kanalında, Başbakanın Siirtlilerin düzenlediği etkinlikteki konuşmasını dinliyor…
Hasan Hüseyin’in ailesine Roman (Çingene) oldukları için Gezerkuş soyadını vermişler diye tahmin ediyorum… Evsiz yurtsuz kuş…
5. masada Baran Akkoç tek başına oturmuş, boncuk örüyor…
7. masada iki kişi dama oynuyorlar…

Koğuşta akşamın son demindeyiz…
Koğuşun ikinci başkanının sesi duyuldu:
— Yerde yatanlar yatakhaneye! Mahmut Cantekin yatağının başına!
Yatakhaneye geçtim.
Siirt Pervarili Mehmet Emin Gönül’ün ranzasına sabahtan koyduğum yastığımı ve çarşafımı aldım…
Yatağımın yanına gittim… Yatağımı düzelttim…
Çarşafımı serdim… Yastığımı koydum… Yemekhaneye geri göndüm…
Dün gece yanımda yatan, horlamasından gözüme uyku girmeyen yaşlı adamı almış, yanımdaki yatağa başka birini vermişti…

Koğuşta akşamın son demindeyiz…
Bu saatte bazı masalarda kahvaltılık konmuş, yemek yiyorlar…
Ben buraya geldiğim günden beri yemek saatleri dışında ağzıma yemek koymuyorum…
Yanımdaki masada Muşlu Hemi (Hüsamettin Akdaş) ile Ramiz Özcan dama oynamaya başladılar…
Heyecanlı bir maç oluyor…
Şimdi ki sonuç: Hemi: 2 Rasim 0
Maç devam ediyor…
Bu gün altı başlık altında yazı yazmışım…
Bu yazı, günün son yazısı olsun…
Dama maçını izleyeyim…
Maçtan sonra duş alıp yatağıma geçeceğim…
Yüreği güzel yeryüzünde geceye giren tüm insanlara iyi geceler diliyorum…
Yüreği güzel yeryüzünde sabaha merhaba diyen tüm insanlara iyi sabahlar diliyorum… Günaydın, diyorum…


1 Eylül 2013 /  Pazar / Saat 23.00

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ