AYRILIK

AYRILIK

Ayrılık, sevdiklerinin resimleriyle, mektuplarıyla ve telefonlarıyla kanayan yüreğine pansuman yapmaktır…
Ayrılık, domdom kurşunu ile yüreğinden vurulup, gurbet toprağında bedeninin büzülüp küçülmesidir…
Ayrılık, hırçın dalgaların seni sevdiklerinden koparması, kayalıklara çarpıp inletmesidir…
Ayrılık, hüzün yağmurlarında ıslanmak, maziyle paslanmak, acılarla uslanmaktır…
Ayrılık, gecenin kör karanlığında kaldırımlarda bitmeyen yürüyüş, gece lambalarının altında sigara dumanına boğuluştur…
Ayrılık, özlemin bir çığ gibi büyüyerek üstüne düşmesi, nefesiz bırakmasıdır…
Ayrılık, yüreğindeki özlemlere vurulan koca kilittir…
Ayrılık, tek başına kaldığın evde aynanın yanaklarından süzülen gözyaşlarını çerçeveletmesidir…
Ayrılık, yüreğindeki çığlığı gökyüzündeki yıldızlara postalamaktır…
Ayrılık, doğduğun toprağın sanatçılarının şarkı ve türkülerinin melodisine gözyaşlarını katmaktır…
Ayrılık, gökte uçan turnalarla yüreğindeki duyguları sevdiklerine yollamaktır…
Ayrılık, mehtaplı yaz gecelerinde, gökyüzünde yıldızlarla birlikte kaymaktır…
Ayrılık, günümüzde tren garlarında, hava alanlarında, limanlarda, otogarlarda yoğunlaşan hüzün, ıslanan mendildir…
Ayrılık, âşıkların hüzün deryasında gece ve gündüz takatsiz kulaç atmasıdır…
Ayrılık, aşkın gözyaşlarıdır…
Ayrılık, iştahsızlık demek, uykusuzluk demek, çay ve kahvenin arkadaş olması demektir…
Ayrılık, kanadı kırık kuşa dönüşmektir…
Ayrılık, Ağustos sıcağında üşümektir…
Ayrılık, sevdiğin veya sevdiklerinle hayalinde, düşünde buluşmaktır…
Ayrılık, çok uzun yolların başında, çok dik yokuşların en alt taşında, tükenmiş dizlerinin dermanına ağlamaktır…
Ayrılık, sevdiklerinden kopmak, dipsiz uçurumlara doğru sağa sola çarparak yuvarlanmaktır…
Ayrılık, sabah güneşini tek başına karşılamaktır…
Ayrılık, rüzgârsız havada savrulmaktır…
Ayrılık, odunun, kömürün, gazın altında yanmadığı kazanlarda kavrulmaktır…
Ayrılık, hüzünle kucaklaşmak, acılara tutunmaktır…
Ayrılık, dertlerin efkârı ile yoğrulmaktır…
Ayrılık, zor zanaattır…
Ayrılık, yüreğin hiç dinmeyen sızısıdır…
Ayrılık, yatağında uzanırken tavanda sevdiklerini aramaktır…
Ayrılık, sevdiklerinin gözlerinden buram buram tütmesinin resmidir…
Ayrılık, başını iki elinin arasına almaktır…
Ayrılık, gemisi deryalarda batmış kaptan gibi derinlere dalmaktır…
Ayrılık, ucu çatallı hançerin, iki tarafı jilet gibi keskin ucu sivri kamanın kanattığı yerde bitmeyen sızıdır…
Ayrılık, sabahı gelmeyen karanlık gecelerde gördüğün kaosun ana kaynağıdır…
Ayrılık, özlem kokan satırların mektuplara yansımasıdır…
Ayrılık, gözyaşları ile ıslanan kâğıtlardaki ve defterlerdeki şiirler, yazılardır…
Ayrılık, şafağa kadar kapanmayan göz kapaklarının kül tablalarına bıraktığı izmaritlerdir…
Ayrılık, yük kapasitesinin iki misli yüklenmiş eski bir kamyonun dik ve uzun bir yokuşta zorlanması gibi lokmaların boğazında zorlanmasıdır…
Ayrılık, sevdiklerinle konuşur gibi kendi kendinle konuşmaktır…
Ayrılık, sabahın alaca karanlığında doğan güneşi beklemek, yeni günden sevdiklerine kavuşmayı dilemektir…
Ayrılık, gökyüzünde parlayan yıldızlara doğru her gece kanatlanıp süzülmektir…
Ayrılık, geceleri pencerenin önünde ayakta durarak ay ışığında gökte sevdiklerini aramaktır…
Ayrılık, en güzel yemeklerin, en iyi içeceklerin damağında tadını yitirmesidir…
Ayrılık, susuzluktan kurumuş, dilim dilim olmuş toprağın suya hasretinin bin katı kadar sevdiklerini özlemenin adıdır…
Ayrılık, gözlerin yolları gözlemesi, yüreğin inim inim inlemesi, kulakların esen yellerde sevdiklerinin sesini dinlemesidir…
Ayrılık, özlemin yürek mahzeninde yıllanmış şaraba dönmesidir…
Ayrılık, çuvaldızın üzerine oturtulmuş rahat, cam kırıklarına dönüşmüş hayattır…
Ayrılık, karayellerin savurduğu, meşe odunu közünün kavurduğu, deli deli dalgaların gelip vurduğu hayattır…
Ayrılık, her gece ıslanan yastık, her gece soğuk terlerin suladığı çarşaftır…
Ayrılık, yürek turnasının kanatlanması, sevdiklerinin dallarında muhabbettir…
Ayrılık, yalnız yedi harf, üç hece ve bir kelime değildir, ağırlığının duygulu yürekleri ezdiği bir dağdır…
Ayrılık, yazanı, okuyanı ve dinleyeni sevdiklerine alıp götüren hüzünlü bir şarkı, bir türküdür…
Ayrılık, sazın tellerinde yürek inlemesidir…
Ayrılık, hekimlerin derman bulamadığı kanayan yaradır…
Ayrılık, sevdiklerine uzanan ellerin boşluğa düşmesidir…
Ayrılık, demir eritilen kazanlara yüreğin atılmasıdır…

Benim adım ayrılık, soyadım yalnızlık…
İçerim kan ağlıyor, gülümseyişlerim yaldızlık…
Sevenleri ayırmak bu dünyada en büyük hırsızlık…
Beni tüketmeden, un ufak olasın ayrılık…

30 Ağustos 2013 /  Cuma / Saat 10.00.

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ