MEHMET CANTEKİN DÖRT GÜL İÇİNDE

MEHMET CANTEKİN DÖRT GÜL İÇİNDE

Mehmet Cantekin, sevgili ağabeyimin ismidir…
17.05.1948 tarihinde, Kâhta’nın cami mahallesinde, Demirciler sokağında, toprak bir damda Dünya’ya geldi.
Babamın, annemin ilk çocuğudur…

İlkokul ile ortaokulu Kâhta merkezde bitirdi…
Liseyi Adıyaman lisesinde okudu…
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesinde okuyordu…

68 Kuşağı paralı eğitime karşı çıkıyordu…
O günün iktidarının yandaşları yeni yeni özel okullar açıyorlardı… Özel okullar çok büyük rant getiriyordu…
Ağabeyim Mehmet Cantekin, 19 Eylül 1969 Cuma günü, bir grup arkadaşı ile Işık Özel Mimarlık ve Mühendislik Yüksekokulunun bahçesine girdiklerinde, okulun içerisinde pusuya yatmış, parayla tutulmuş patronun silahlı adamları tarafından kurşun yağmuruna tutuldular.
İlk defa üniversitelerde silah, hem de uzun namlulu silah, o gün kullanıldı…
14 öğrenci kurşunla yaralandı…
Ağabeyim Mehmet Cantekin, kalbine isabet eden tek kurşunla vuruldu…
21 yaşında son sınıf öğrencisi iken vefat etti…

6 Ekim 1992 yılında bir oğlum oldu…
Amcasının adını verdim: Mehmet Cantekin
Oğlum büyüdü…
Okudu…
Üniversiteyi bitirdi…

Mehmet Cantekin adını, boncukla işlenen bir duvar saatine yazdırmak istedim…
Koğuşta, boncukla saat işlemekte uzman olan Diyarbakırlı Ahmet ile konuştum…
Yapacağı saat ücretinin karşılığında, boncuk almamı istedi…
Cezaevi kantininden boncukları aldım… Kendisine verdim…


Elleri öyle alışmış ki saatin çizimine gerek duymadan yapıp bitiriyorlar…
Saati ezbere yapmamasını, önce çizimini defterine yapmasını rica ettim…
Çizimde bulunacağımı, Mehmet Cantekin isminin yerine, büyüklüğüne ve saatte kullanılacak boncukların renklerine birlikte karar verelim, dedim… 
Saatin üstüne dört gonca gül çizmesini rica ettim…
Dört çocuğum var…
Dört gonca gül, dört çocuğumun simgesi olsun, dedim…

Diyarbakırlı Ahmet deftere çizimi yaptı…
Mehmet Cantekin isminin yerine ve büyüklüğüne birlikte karar verdik…
Defterinde daha önce çizimi yapılmış güllerden birini seçtim…
Mehmet kelimesinin üstüne iki gül, Cantekin kelimesinin altına iki gül çizdi…
Mehmet Cantekin ismi dört gülün ortasında kaldı…

Zeminin sarı boncukla, Mehmet Cantekin isminin siyah boncukla, güllerin kırmızı boncukla işlenmesine karar verdik…
Saatin etrafını dolanacak kemerin, sarı lacivert boncuklardan yapılmasına karar verdik…
Saatin altındaki saçakların birinci şeridi sarı, ikinci şeridi siyah, alt şerit kırmızı renkli boncuklardan olacaktı…
Uçlarına büyük parlak sarı boncuklar takılacaktı…
Çizim tamamlandı…

Boncuk işi yapanlar, el işi halı ve kilim tezgâhları şeklinde tahtadan boncuk tezgâhı yaptırmışlar…
Geniş zeminli boncuk işlerini bu tezgâhın üstünde yapıyorlar…

Kenarları çivili tezgâha naylon ip çekildi…
Halı ve kilim tezgâhına çekilen ipleri andırıyordu…

Adanalı Tamer Kara, saatin etrafını dolanacak sarı lacivert kemeri örmeye başladı…
Diyarbakırlı Ahmet ile Erdemlili İdris Yıldırım sırayla tezgâhı dizlerine koyarak boncuk örmeye başladılar…
Saatin meydana gelişini izliyordum…
Günlerce çalıştılar… Zemini bitirdiler…
Ana gövde meydana çıktı…
Saatin arka kısmının ortasında bıraktıkları boşluğa, saatin mekanizmasını taktılar… Pillerini yerleştirdiler…
Akrep ve yelkovan dönmeye başladı… Saati duvara astılar…
Adanalı Tamer Kara’nın saatin etrafını dolanacak sarı lacivert kemeri örmesini bitirmesini beklediler…
Etrafındaki kemer monte edildikten sonra, saçaklar yapılıp takılacaktı…

Duvarda birkaç gün kalan saati dün indirdiler…
Duvarda başka saatler asılı duruyordu…
Defterim önümde, yazı yazıyordum…
Diyarbakırlı Ahmet, yanıma geldi. Saati sordu:
— Saat kaç?
Koğuşa ait duvara asılı saate bakarak cevap verdim…
Diyarbakırlı Ahmet, sitemli bir sesle:
— Elin saatine niye bakıyorsun, dedi…
Anladım… Saatimin daha önce asılı olduğu duvara baktım…
Saatin etrafındaki kemer monte edilmiş, saçaklar takılmış saat tamamlanmıştı…
Ağabeyimin ve oğlumun adı olan Mehmet Cantekin ismi, dört gonca gülün ortasında duruyordu…

Akrep ve yelkovan zamanı ne kadar harcarsa harcasın, Mehmet Cantekin ismi dört gonca gülün ortasında parlayacaktı…
Sevenleri, 44 yıl önce yitirdikleri ağabeyim Mehmet Cantekin’i unutmadılar… Sevgiyle ve saygıyla bizimle birlikte andılar…

Diyarbakırlı Ahmet Alioğlu’na, Erdemlili İdris Yıldırım’a ve Adanalı Tamer Kara’ya tek tek teşekkür ettim…
Ağabeyim Mehmet Cantekin’in resmi evimin duvarından hiç inmedi…
Mehmet Cantekin’in ismi yazılı bu boncuklu saatte evimin duvarında inmeyecek…
Ağabeyim Mehmet Cantekin’i sevenlere, dostlarına buradan sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum…


29 Ağustos 2013 /  Perşembe / Saat: 09. 50

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ

Son Güncelleme (Salı, 08 Ekim 2013 19:57)