DÜN GECE

DÜN GECE

Dün gece, bu koğuşa geldiğimde beri, ilk defa yemekhanede sabahladım…
Çok değişik bir hayatın, saat 24’ten sonra devam ettiğine tanıklık ettim…
Hem savunma yazıyordum hem de yemekhanede çalışanları, yemekhaneye gelip gidenleri izliyordum…

Yemekhanede, yemek masalarının duvar tarafına konan banklar var…
Bizim masadaki bankta oturuyordum…
Masamın üstünde savunma notlarım, iki defter, üç kalem duruyordu...
Defterlerden biri, bu satırları yazdığım kareli defterim…
Yazılarımı ve şiirlerimi bu deftere yazıyorum…
İkinci defter, savunma için aldığım çizgili defter…
Çizgili defterin orta kısmından koparttığım sayfalara savunmamı yazdım…
Masamda yeni başladığım sigaranın paketi, boncuktan kılıf yaptırdığım çakmak, kahve bardağı ve izmaritlerin dolduğu kül tablası vardı…

Karton işlerinde ustalaşmış Hüsamettin Akdaş, koğuştakilerin deyişi ile Hemi bir masada sabaha kadar karton işi yaptı…
Bir diğer masada Hakan Kök boncuk ördü…
Hemşerisi, suç ortağı Mahmut Türkmen’le sohbete devam etti…
Hüsamettin Akdaş, benden biraz önce işini bitirdi… Ranzasına gitti…
Hakan ve Mahmut benden biraz sonra yatakhaneye geldiler… Ranzalarına geçtiler…

Bana ilginç gelen şey, sabaha kadar tutuklu ve hükümlülerden bazılarının yataklarından kalkıp yemekhaneye gelmeleriydi…
Gelen boş bir masaya geçiyordu… Oturuyordu…
Kül tablasını önüne çekiyordu…
Sigarasını yakıyordu…
Bir elinde sigarası, diğer elini şakağına koyup düşünüyordu…

Mahpushanede yatan kişinin, gece yarısı gözlerinden uykuyu alıp götüren derdin ne olduğunu kim bilebilir?
Yatağından kaldırıp gece yarısı sigara içmesine sebep olan sorun nedir bilinmez…
Sabaha kadar gelip sigara yaktılar, içtiler ve gittiler…

Yeni gelenlerden birisi sabaha kadar altı sefer geldi…
Başı önünde yemekhaneye geliyordu… Yanımdaki boş masaya oturuyordu… Sigara içerken, derin derin düşünüyordu…
Sigarası bitince yatağına dönüyordu…
Aradan fazla bir süre geçmeden geri geliyordu…
Sigara içip gidiyordu…

Gece son demindeydi…
Sabahın ayak sesleri gelmeye başlamıştı…
Uyku gözlerime baskı yapıyordu…
Kelimeleri bulanık görmeye başladım…
Kalem tutan parmaklarım, kalemi farkında olmadan çok sıkmış olmalıyım ki nasır tutmuş gibi beyazlaşmıştı…
Parmaklarıma bakarken ağrıdığının farkına vardım…

Bu savunmayı sabah sayımına yetiştirip gardiyanlar geldiğinde vermeliydim…
Mahkemeye az süre kaldı…
Mahkemeye çıkmadan savunmam dosyamda olmalıydı…
Cezaevinde incelenip gönderildiğinden dolayı yetişmez diyenler bile vardı…
Onun için uykuya direnip bitirmeliydim…

Bir sigara yaktım…
Kalkıp kendime bir nescafe yaptım…
Oturup kahvemi içtim…
Uykuyu kovduğuma inandığımda, kaldığım yerden yazmayı sürdürdüm…
Sabah ezanı, sabah namazı derken savunmayı bitirdim…

Masamın üstü kâğıtlarla doluydu…
Önce savunma notlarını topladım… Defterin arasına koydum…
Sekiz sayfalık iki değişik yazıyla yazılan savunmayı üst üste koyup toplu iğne ile birleştirdim… Defterin arasına koydum…
Göndereceğim yedi sayfalık savunmayı sayfa numarasına göre sıraladım…
Toplu iğne ile birleştirdim… Defterin arasına koydum…
Kül tablasını boşalttım…
Kahve içtiğim çay bardaklarını yıkayıp aldığım yere koydum…
Masayı temizledim…
Defterimi alıp yer yatağıma gittim…

28 Ağustos 2013 /  Çarşamba / Saat: 22.30

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ