CANLARIM SİZİ DÜŞÜNÜYORUM

CANLARIM SİZİ DÜŞÜNÜYORUM

27 Ağustos 2013.
Merhaba, günaydın, iyi günler benim canım ailem…
Günlerden Salı.
Uzandığım özlem dalı…
Burası koğuş, ne villadır ne de yalı…
Özlemlere sermişim kırmızı halı…
Beni ayırdı sevdiklerimden bir karaçalı…
Adına insan demişler, ayağına çakmamışlar nalı…
Üç Eylül mahkemedir, tahliyesin diyor avukatın falı…
O gün göreceğim karayı, beyazı ve alı…
Görünmesin gözyaşlarım, örtün yüzüme koca bir şalı…
Dile düşmesin garip Mahmut’un perişan halı…
Ben özgürlük istiyorum, ne yapayım bu dar yerde parayı, malı…

Merhaba, günaydın, iyi günler benim canım ailem…
Bu sabah yine özlem döşüyor yolunuza kalem…
Ben kurbanlık koçken utanmazların tuzağında, varsın gülsün, oynasın, eğlensin el âlem…
Yüreğimde magmaya dönüştü gam, keder, elem…
Bitsin 3 Eylül’de çilem…
Bir daha kapımı çalmasın hüzün, bir daha bu yürek çekmesin özlem…
Altmış bir yaşında çakallara olmamalıyım yem…

Merhaba, günaydın, iyi günler benim canım ailem…
Canlarım, ciğerlerim ve en değerli varlıklarım…
Benim için bir dipsiz kuyu olan bu yüksek duvarlı, demir parmaklı ve demir kapılı yerde beni hiç yalnız bırakmadınız…
Maddi ve manevi desteklerinizi esirgemediniz…
Sizlerin moral desteğinizin, maddi karşılığı olamaz…

Sizler benim umudumsunuz…
Sizler benim güç kaynağımsınız…
Sizler benim sırtımı dayadığım dağsınız…
Sizler benim dünya ile kurduğum bağsınız…
Sizler benim nefesimsiniz… Sizinle soluk alıp veriyorum…
Sizler benim canımsınız…

Sizinle bu kuyuda güne başlıyorum…
Seni düşünüyorum çocuklarımın annesi, otuz yıllık hayat arkadaşım…
Canım benim, sevgili oğlum seni düşünüyorum…
Benim için dünyanın en tatlı varlıkları olan canım torunlarım, sizi düşünüyorum…
Sabahları çocukların yemeğini yedirme, üstlerini giydirme, evi toparlama, işe gitme hazırlığı telaşındaki canım kızım, ciğerimin gülü seni düşünüyorum…

Duvarda asılı etrafı boncuklu saate baktım. Arabanla işyerine yaklaşmışsındır… Saat yedi elli beş olmuş…
İşyerini temizleyeceksin…
Çalışma masanı hazırlayacaksın…
Çalışmaya başlayacaksın…
Akşama kadar koşturacaksın…
Telefonlar, sipariş almalar, müşteri ziyaretleri, fatura kesmeler ve benzer işlerden başını kaldıramayacaksın…

Üniversitede bilgisayar programcılığını okuyup diploma alan, bir markette işçi olarak çalışan canım oğlum seni düşünüyorum…
Bu gün aç-kapa günün ise sekizde gitmişsindir, akşam on birde işten çıkacaksın… Saat on ikiye doğru eve geleceksin… On beş saat çalışmış olacaksın…
Diğer günler on iki saat çalışacaksın…
Sana verdikleri asgari ücret, bazı beylerin bir öğünlük yemek masrafı bile değil…
Senin gibi on binlerce üniversite mezunu genç sürünüyor…

Sabah erkenden kalkmışsındır…
Sakal tıraşını olmuşsundur…
Banyo yapmışsındır… Yatağının üzerine bıraktığın giyecekleri giymişsindir…
Bütün işleri bitirince yine saate bakmışsındır…
Evden çıkış saatine daha zaman var diye bilgisayarının karşısına geçmişsindir…
Bilgisayarın açıktır… Sabah uyandığında müzik açmışsındır…
Hazırlanırken, müzik eşliğinde hazırlandığın kesindir…
Sana kolay gelsin, benim ciğerim…

Sevgili eşim, canım benim nasılsın?
Sen neler yapıyorsun, hayat arkadaşım…
Sabah, kızın evinde olduğun kesin…
Ya şimdi ne yapıyorsun?
Torunlarımızı kreşe gönderiyor musunuz?
Evdeler mi torunlar?
Seni yine yoruyorlar mı?

Canlarım benim, sizi çok seviyorum…
Mahpushanenin bu koğuşunda, kendimden çok sizleri düşünüyorum…
Aklım, fikrim sizde canlarım…
Perşembe günü çift camların arkasından da olsa yüzünüzü görmeyi umut ediyorum…
Kaderi katran karası öğretmenin çilekeş ailesi, şimdilik hoşça kalın…

27 Ağustos 2013 /  Salı/ Saat: 09. 10

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ

Son Güncelleme (Pazar, 06 Ekim 2013 15:52)