AKŞAMÜSTÜ

AKŞAMÜSTÜ

Gün Pazar, vakit akşamüstü…
Duvardaki boncuktan örülmüş saatte akrep ve yelkovan 18.30’ü gösteriyor…
Önümde defterim, koğuşun yemekhanesinde akşamüstünün resmini çizmeye çalışacağım…

Bir saat önce akşam yemeği yenildi…
Koğuşa iki karavana kazanında yemek getirildi…
Bir karavana kazanında salçalı suda patatesler yüzüyordu…
Diğer karavana kazanında bulgur pilavı bağdaş kurmuş, sessiz sedasız oturuyordu…

Bütün koğuştakiler masalara sıkıştı…
Altı kişilik masalarda on kişi yemek için beklemeye başladı…
Koğuş başkan yardımcısı ve iki meydancı karavana kazanının başına geçtiler…
Yemek dağıtacak meydancılar, yemek tabaklarını karavana kazanının yanına getirdi…

Koğuş başkanı yardımcısı masaların adını tek tek söylemeye başladı:
— Birinci masa yemek al!
Birinci masadan dört kişi yemek almak için meydancının yanına gitti…
İki kişi meydancının tabaklara doldurduğu sulu yemeği aldı… İki üç kere gel git yaptılar…
İki kişi meydancının tabaklara doldurduğu bulgur pilavını aldı…
İki üç kere gel git yaptılar…
Aldıklarını masalarına götürdüler…

Koğuş başkanı yardımcısının sesi tekrar duyuldu:
— Birinci masa yemekler tamam mı?
Birinci masadakiler on tabak sulu yemek, on tabak bulgur pilavı saydılar. 
Cevap verdiler:
— Tamam!

Bütün masalara bu şekilde yemek dağıtıldı.
Karavana kazanlarında iki yemeğin de fazlası vardı.
Koğuş başkanı yardımcısının sesi tekrar duyuldu:
— Fazla yemek isteyenler gelsin!
Fazla yemek almak isteyenler yemek dağıtan meydancıların yanına gittiler… Götürdükleri tabaklarına fazla yemekten aldılar…

Yemekler yendi.
Herkes yediği yemeğinin boş tabağını, tezgâhın üstüne götürüp bıraktı…
Masa üstü temizleme görevi verilenler, masalarının üstünü temizledi…
Masanın altını temizleme görevi verilenler, masalarının altını temizledi…
Herkes tekrar masalara oturdu…

Çayı beklediler…
Çaycı, bardaklara doldurduğu çayı tepsiyle dağıtmaya başladı…
Herkes iki bardak çay içme hakkını kullandı…
Çay artınca, üçüncü bardak çayı da içtiler…
Sigaralar, yemekten hemen sonra yakılmıştı…

Pazar gününün akşamına girdik…
Dışarıda hava karardı…
Bu gün Pazar.
Haftada bir gün, koğuşlardaki tutuklu ve hükümlüler, kantinden alacakları ihtiyaçlarını yazarlar…
Tabi ki hesabında para olanlar yazarlar…
Kantinin veresiyesi yoktur…
Mahalle bakkalının yaptığını kantin yapmaz… Yaparsa iflas eder…

Bizim koğuşun kantin yazma günü pazardır…
Bu vakit, kantinden getirilecek ihtiyaçlarımızı yazma zamanıdır…
Koğuşun ortasındaki masa boşatıldı.
Koğuş başkanı, yardımcısı ve yazman masaya kuruldular…
Meydancılar ayakta hazır beklediler…

Başkan yardımcısı koğuş defterini açtı… 
Yazman kantin fişlerini önüne aldı…
İsim sırasına göre kantin fişlerine adlar yazıldı.
Her fişe koğuş ihtiyacı olan şeylerden on liralık eşya yazıldı.
Fişe adı yazılan ve on liralık eşya yazılanlar tek tek çağrıldı. Fişleri teslim edildi…

Benim adım okundu. Fişi aldım.
Birinci sıraya, Tekel 2001 uzun bir adet sigara yazılmıştı…
İkinci sıraya, şeker bir kilo yazılmıştı…
Bunların parası hesabımdaki paradan kesilecek…
Yarın kantin gelince, bunları kantin başkanına teslim edeceğim…
Sigara meydancılara verilecek…
Şeker, masadaki şekerliklere boşaltılacak… Çay içildiğinde bu şekeri kullanacağız…
Fişteki bu iki sıranın altına, kendi ihtiyaçlarımı yazacaktım.

Bizim masa dolabının kilidi kaybolmuştu. Üçüncü sıraya asma kilit bir adet yazdım…
Dördüncü sıraya defter bir adet yazdım…
Beşinci sıraya Nescafe 3+1 on adet yazdım…

Oğlumun adı yazılı boncuktan duvar saati yaptırmak için boncuk ustası Diyarbakırlı Ahmet’le konuşmuştum…
Bana duvar saati yapacak… Saatte oğlumun adı olacak… Dört gül olacak…
Dört gül dört çocuğumu gösterecek…

Biz para taşımadığımız için saatin ücretini kendi fişime boncuk yazarak ödeyecektim…
Fişi Ahmet’e götürdüm…
Borcum kadar boncuk yaz, dedim…
Altıncı sıraya, lacivert boncuk 200 gr yazdı.
Yedinci sıraya, sarı boncuk 200 gr yazdı.
Sekizinci sıraya, mavi boncuk 200 gr yazdı.

Boğmacı Mısto’ya boncuktan çakmak kılıfı yaptırmıştım…
Borcum nedir diye sorunca “bir paket Tekel 2001 uzun sigara al yeter,” dedi…
Ben bir haftadır sigara içiyorum…
Sigara içmemek için çok direndim… Geçen haftaya kadar dayanabildim…

Kendime günde bir paket sigara yazdırmaya karar verdim…
Birinci sıradaki Tekel 2001 uzun karşısına dokuz adet yazdım…
Bir paket meydancılar için koğuş adına, bir paket Boğmacı Mısto’ya, yedi pakette kendi adıma yazmış oldum…
Kantin fişine baba adı yazdırılıyor… Babamın adını yazdım…
Sekizci sıranın altına çizgi çektim…
Başkası yazdıklarımın altına ekleme yapmasın diye çizgi çektim…
Herkes çizgi çekiyor…

Fişi imzaladım…
Herkesin yaptığı gibi posta kutusuna koydum…
Fişler sabah sayımına gelen gardiyanlara teslim edilecek…
Gardiyanlar da kantinciye verecek…
Kantinci fişlerde yazılanları hazırlayacak…
Yarın akşamüstü getirecek…
Bizden görevli iki kişi ile birlikte fişlerde yazılanlar, sahiplerine teslim edilecek…

25 Ağustos 2013 / Pazar / Saat 20.00

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ