ÖZLEDİM

ÖZLEDİM

Sevdiklerim, sizleri çok özledim…
Yüreğimle ve beynimle sizleri özledim…
Otuz dördüncü gün oldu ve hala sizsiz sabahlara uyanıyorum…
Sizsiz günlerimin her saati yıllara bedel…

Sevdiklerim, sizleri çok özledim…
Ey özgürlük! Bu yüksek duvarları, demir kapıları del… 
Bin bir küheylana, savur yelelerini rüzgârda uçarak gel…
Al götür beni bu seher vakti, sevdiklerimin kollarına at…

Sevdiklerim, sizleri çok özledim…
Gözlerim sizi arıyor… Kulaklarım tatlı sesinizi arıyor…
Özlem, ayrılığı dertlerle karıyor…
Hüzün kara bulut olmuş, dört yanımı sarıyor…
Daldığım her hayalde, canlarım tüm yollar size varıyor…

Sevdiklerim, sizleri çok özledim…
Sizsiz günün ağarmasını, demir parmaklıklar arkasından gökyüzüne bakarak izliyorum…
Güneşin doğmasını beklerken, sizinle birlikte yaşadığımız güzel günlere sessiz sedasız yolculuk yapıyorum…
Koğuşun yemekhanesine gelenlerin masalara dağılışını, dünkü gazetelerin sayfalarında gezintilerini gözlerim izlerken, yüreğimden sizlere sevgiler, öpücükler gönderiyorum…
Hepinizi sevgiyle ve özlemle öpüyorum…

Sevdiklerim, sizleri çok özledim…
Bu cumartesi sabahında, bedenim sizden ayrı düşürülmüş olsa bile, kollarımla saramasam bile, en güzel duygularımla sizi kucaklıyorum…
Yüreğimi yakan özlem ateşiyle sizleri sarıp sarmalıyorum…
Hepinize günaydın!
Günaydın benim canlarım…

Sevdiklerim sizleri çok özledim…
Seslerine, koşuşturmalarına, gülüşlerine hasret bırakıldığım şekerlerim, ballarım, güzel torunlarım günaydın…
Günaydın evinin, evimin, işinin ve benim yükümü omuzlayan canım ciğerim kızım…
Gözyaşlarına kurban olduğum, sevdamın gülü güzel oğlum günaydın…
Günaydın, çocuklarımın annesi vefakâr eşim, can yoldaşım…

Canım torunlarım sizleri herkesten, her şeyden daha çok özledim…
Canım torunum Kaan’ım benim, üç yaşındasın…
Karakolda, canlı görüşte kucaklayıp sarıldığım, öptüğüm, kokladığım gülüm…
34 gündür seninle bakkala gidemedik…
“Canın ne istiyorsa al, getir bu poşete koy,”  diyemedim…
34 gündür oyuncakçıya gidemedik…
“Ne istiyorsan seç,”  diyemedim…

Gözlerindeki sevince, küçücük dudaklarındaki büyük mutluluk gülümsemesine hasret kaldım…
Canım torunum seni çok özledim…
Evinizin kapısından girdiğimde, elimdeki poşete bakıp “ne aldın dedem” cümlesine hasret kaldım…
34 gündür sevincinle sevinemedim…
34 gündür mutluluğunla, dede olmanın o tatlı mutluluğunu yaşayamadım…
Gözlerinin şavkıyla şu yorgun, yaralı gönlümü aydınlatamadım…
Yanaklarıma öpücükler kondururken, o tatlı nefesini ciğerlerime çekemedim…

34 gün, yani 34 tane 24 saat ayrıyız…
Altmış bir yaşında özlemim büyüdükçe büyüyor…
Özlemin yükü belimi büküyor…
Özlemin ağırlığı boynumu büküyor…
Bu ayrılık uzun sürmez diye umuyorum…
Kavuşacağız…
Özlemle sarılacağız…
Ayrılığın acısını doya doya çıkaracağız…

Günaydın, canım torunum Kayra Hakan’ım… 
Canım torunum seni çok özledim…
Balım, çikolatam bir buçuk yaşındasın… 
Minicik kollarınla boynuma sarılışını özledim…
Bana tıpış tıpış koşuşunu özledim…
Balkon kapısının camına, burnunu yapıştırıp bana gülümseyişini özledim…
Balkondaki kanepede, bilgisayarın önünde dizime oturuşunu özledim…
Mini mini parmaklarınla klavyenin tuşlarına basmalarını özledim…

Canım torunlarım sizi çok özledim…
Yan yana uzanmanızı, başınızı koyduğunuz yastıkta el ele tutarak televizyonda çizgi filmini sessiz sedasız izlemenizi özledim…
Arabaya binişinizi özledim…
Arabada arka koltuktaki koltuğunuzda mışıl mışıl uyumanızı özledim…

Büyük marketlerde peşinizde koşmayı bile özledim…
Mağazalarda elbiselerin, ayakkabıların arasında koşuşturmanızı, arkanızdan koşarken “yoruldum, durun artık” demeyi bile özledim…
Özledim canlarım, sizleri çok özledim…
Mutluluk dolu soframızda, aynı yemeğe kaşık, çatal sallamayı özledim…                       
Not: Bu yazıya gün ağarırken başladım…
Koğuş temizliği, sabah sayımı ve kahvaltı yüzünden ara verdim…
Kahvaltıdan sonra tamamlayabildim…

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ


24 Ağustos 2013 / Cumartesi / 9.20

Son Güncelleme (Salı, 01 Ekim 2013 19:52)