BİR DÜŞÜN

BİR DÜŞÜN


Uyan…
Yer yatağında her uyandığında gördüğün tavana yine bak…
Uykusuz gözlerine ellerinle masaj yap…
Dört tarafında yer yataklarında, iki üç katlı ranzalarda yatanlara iyice bak…

Bir düşün…
Genç, yaşlı, zayıf, şişman, köylü, şehirli, terbiyeli, terbiyesiz yan yana uzanmış bu insanlar kim?
İki büklüm kıvrılıp yatan var…
Sırt üstü upuzun yatan var…
Horlayanlar var…
Dişlerini gıcırdatan var…
Rengi solmuş kirli tavana bir daha bak, bunlar kim?

Bir düşün…
Bu koğuşlarda suçlu veya suçsuz kaç insan geldi, geçti?
Bu koğuşlarda kaç kişi kabadayılığa özendi, kaç kişinin kabadayılık yapmasına müsaade edildi?
Bu koğuşlarda kaç kişi kabadayı bozuntularının adamlığını, dalkavukluğunu, ispiyonculuğunu yaptı?
Kendilerine yer edinebilmek için özleri çürük insanlar, kaç suçsuz insanı kabadayılara, gardiyanlara ispiyon etti ve canını yaktırdı?
Kaç kişi yürekli davranıp mahkûmun mahkûma baskısını, zulmünü bulabildiği namuslu cezaevi yöneticisine bildirme cesaretini gösterdi?

Bir düşün…
Bu koğuşlarda kaç kişi başkasının sırtında geçinme becerisini, utanmazlığını ve asalaklığını gösterdi?
Bu koğuşlarda kaç kişi başkasının sigarasının izmaritini içmek zorunda kaldı?
Bu koğuşlarda kaç kişi fitne ve fesatlıkla koğuş arkadaşlarını birbirine düşürüp horoz dövüştürür gibi zevkle, tırnaklarını birbirine vurarak ve ağzının salyasını köpürterek akıtıp izledi?
Bu koğuşlarda kaç kişi koğuş başkanlarının etrafında dolanarak dalkavukluğu meslek haline getirdi?

Bir düşün…
Bu koğuşlarda kaç kişi görüş günleri giyinip umutla ziyaretçi beklerken, hiç kimse gelmeyince hayal kırıklığını, yatağında çarşafının altında sessiz sedasız ağlayarak gözyaşlarını gizlemeye çalıştı?
Bu koğuşlarda kaç kişi mektuplar okunurken, büyük bir umutla kulağını isminin okunmasına verdi ve ismi okunmayınca hüzün deryasında yüzdü?
Bu koğuşlarda kaç kişi mektubu gelmediği için tuvaletin kapısının arkasında gözyaşlarını boşalttı?

Bir düşün…
Bu koğuşlarda kaç kişi para kâğıtlarında adının okunmasını beklerken, adının okunmamasına üzüldü ve umudunu bir sonra ki haftaya taşırken, parasızlıktan kıvrandı?
Bu koğuşlarda kaç kişinin günlerce, aylarca hatta yıllarca mektubu, parası ve ziyaretçisi gelmedi?
Bu koğuşlarda kaç kişinin mektubu “adreste bulunamamıştır” diye geri geldi?

Bir düşün…
Bu koğuşlarda kaç kişi başkasının verdiği elbiselerle, yarım içilmiş sigaralarla, sabun ve deterjanlarla aylar, yıllar geçirdi?
Kaç kişi meydancılık yaparak başkalarına muhtaç olmamaya çalıştı?
Bu koğuşlarda kaç kişi “Âdem Baba” hayatını yaşayarak gün sayıyor?

Bir düşün…
Bu koğuşlarda kaç kişi iftira kurbanı olduğuna polisi, savcıyı, hâkimi inandırmaya çalıştı, çalışıyor?
Bu koğuşlarda kaç kişi kahpece kurulan tezgâhların mağduru iken sahipsizlikten suçlu diye aylarca ve yıllarca ceza yedi?
Bu koğuşlarda kaç kişi sahte mağdurların, yalancı tanıkların kurbanıdır?

Bir düşün…
Bu koğuşlarda kaç kişi; ABD'li yazar, gazeteci, köşe yazarı ve aktivist Christopher Hitchens’in dediği “Kanıt gösterilmeden yapılmış bir iddiayı çürütmek için kanıta ihtiyaç yoktur.” Sözüne savcıları ve hâkimleri inandırmaya çalışıyor…
Bu koğuşlarda kaç kişi kanıt gösterilmeden yapılmış bir iddiayı çürütmek için avukatlara binlerce lira veriyor…
Bu koğuşlarda kaç kişi çamur kişilikleri sabıkalarına geçmiş ahlaksızların boş iddiaları yüzünden kahrından eriyor…

Bir düşün…
Bin düşün…
Bu koğuşta yıkıldı hayalin, düşün…
Adli mahkûmların koğuşunda, zordur işin…
Sen kendi kendine sayıkla dur:
— Mahmut’um adli koğuşlarda olmaz işin… Niye buradasın? Nasıl düşürüldün? Nasıl kurtulacaksın? Ne zaman kurtulacaksın?
Bir düşün…
Bin düşün… 


CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ

18 Ağustos 2013 / Pazar / SAAT: 11.10

Son Güncelleme (Cuma, 27 Eylül 2013 07:10)