BU KAÇINCI PAZAR

BU KAÇINCI PAZAR

Bu gün Pazar…
Bu kaçıncı özlem yüklü, çile kürklü, altında kor ateş yanan düdüklü Pazar…
Burada düdüklü tencerede gibiyim…
Düdüklü tencerede her huydan, her soydan, her köyden, her koydan, her boydan insan var…
Çukurova’nın Ağustos sıcağı, düdüklünün dört tarafında meşe odunu gibi alev alev…

Terimi silmeye normal iki mendil yetmedi…
Yüzümü, kollarımı, boynumu bir kez silince mendiller sırılsıklam oluyordu…
Sıktığım mendilden yağmur gibi su akıyordu…
Artık el yüz havlusu kullanıyorum… Sıkmama gerek kalmıyor…
Sıcak terletiyor…
Dertler terletiyor…
Sıkıntılar terletiyor…
Seviyesizliğin dayanılmaz ağırlığı burada beni daha fazla terletiyor… 

Bu gün Pazar…
Eriyorum azar azar…
Uzun sürerse bu ayrılık, sizin yerinize beni kucaklar mezar…
Koğuştaki iki duvar takvimi 2013’ün 18’ini gösteriyor…
Yirmi sekiz gündür sizden ayrıyım…
Özlem dolu günleri tek tek sayıyorum…   
Bu koğuştan size yirmi sekizinci günaydınımı yolluyorum…

Günaydın…
Güzel Pazarlar sevgili hayat arkadaşım…
Can yoldaşım…
Dert ortağım…
Her görüş gününde yüzünün daha da sarardığını görüyorum…
Senin üzüntünü üzüntüme ekliyorum…
Acıyı katmer yapıyorum…
Bu Ağustos sıcağında acılarımla pişiyorum…

Günaydın…
Güzel Pazarlar biricik oğlum…
Canım ciğerim Mehmet’im…
Senin, sel gibi akıttığın o gözyaşlarına baban kurban olsun…
Görüş kabininde, canlı görüş masasında akıttığın gözyaşların gözlerimin önünden gitmiyor…
Ömrümün sonuna kadar, o hüzünlü manzarayı unutmayacağım…
Canım benim, bana verdiğin destekle, moralle ayakta durmaya çalışıyorum…
Direncim artıyor…

Günaydın…
Güzel Pazarlar canım kızım benim…
İki küçük çocuğun bakımı, ev işleri, işyerinde gün boyu çalışman yetmezmiş gibi benim dertlerim de sana yük oldu…
Ben daha ağır yük oldum…
Bunun farkındayım…
Bu yaşta böyle bir tuzağa düşürüldüm…
Bu tuzağa destek olan o zevata yazıklar olsun…
Beraat kararını alınca hukuki yollardan hesap sorulacakların yakasını bırakmayacağım…
Bu Ağustos sıcağında boşu boşuna düdüklü tencerede yatmamın hesabı verilmelidir…
Aileme çektirilen bu cehennem azabının bir karşılığı olmalıdır…

Günaydın…
Güzel Pazarlar canım büyük torunum benim…
Boynuma sarılışını özledim… “Dedem” deyişini özledim… Sessiz sedasız çizgi film izlemeni izlemeyi özledim… Oyuncaklarınla birlikte oynamayı özledim… O küçücük izci çadırına giriş çıkışını özledim…
Ben sizin evden ayrılırken, kendi odanın penceresinden bana o minik ellerini sallayışını, güle güle deyişini özledim…

Günaydın…
Güzel Pazarlar canım küçük torunum benim…
Balım, gülüm, çikolatam; gel altmış bir yaşındaki dedenin vanası bombalanmış gözyaşlarını sil…
Çaresiz halimi bir öpücüğünle biraz hafiflet…
İnleyen yüreğimi gülücülüğünle sustur…

Sizi çok seviyorum canlarım…
Şu an kötü anlarımdan birindeyim…
Hüznün katran karasına dönüştüğü anı yaşıyorum…
Burası benim yerim değil…
Ben, bu koğuşun suçlusu değilim…
Hepinizi öpüyorum…


CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ

18 Ağustos 2013 / Pazar / SAAT: 9.30