TAHLİYE SEVİNCİ

TAHLİYE SEVİNCİ

Bu gün koğuştan iki kişi tahliye oldu…
Mahkeme dönüşü demir kapıdan girdiklerinde, ikisinin de yüzlerinde güller açıyordu…
Özellikle genç Mustafa’nın sevinci görülmeye değerdi…
Mustafa’nın çok samimi olduğu arkadaşları kendisini kucakladılar… Sevincine ortak oldular… Kutladılar…
Koğuştakiler de alkışlarla bu sevince katıldılar…

Mahkeme dönüşü, demir kapıdan giren kişinin yüz hatlarından tahliye olup olmadığı anlaşılır…
Demir kapıdan girerken yüz hatları asıksa, mahkeme kararı olumsuzdur…
Tahliye veya beraat kararı umudu suya düşmüştür…
Dört duvar arasından kurtulma, özgürlüğüne kavuşma hayalleri yıkılmıştır…
Koğuşta günlük yaşamını sürdürmeye devam edecektir…

Hayalleri yıkılanlar, tahliye umudu ile mahkemeye gidenlerdir…
Suçu belli ve ağır olanlar, tahliye olmayı beklemezler… Hayal etmezler…
Onları tanıkların, avukatların ve savcının iddiaları ilgilendirir…
Kaç yıl ceza alacaklarını hesaplamaya çalışırlar…
İstenen ceza maddesinden, alt ve üst sınır arasında, en alt sınırdaki cezayı almayı umut ederler…
En alt cezadan ceza almak, onlar için bayram etme nedenidir…

Tahliye olan Mustafa İçözü benden önce tutuklanmış, bu koğuşa konmuştu…
Mustafa, 20 yaşlarında, güleç yüzlü, sakin, efendi bir gençti…
Meydancı çaycıya yardım ederdi… Boncuk işini öğrenmiş, boncuktan işler yapardı…
Ramazan ayında oruç tuttu. Namaz kıldı…
Mustafa, Adıyaman’ın Samsat ilçesinde doğmuş büyümüş… 
Ailesi ile birlikte Adıyaman merkezde oturuyorlarmış…

Tarihi çok eski olan Samsat ilçesi, Atatürk Baraj gölünün suları altında kaldı…
Samsat halkına yeni bir yer gösterdiler… Yeni bir ilçe kuruldu. Samsat adı verildi…
Yeni Samsat’a yerleşenlerden daha fazla insan, Adıyaman merkeze ve diğer illere, ilçelere göçtüler…
Mustafa’nın ailesi de Adıyaman merkeze göçmüş…

Tahliye olan Mustafa İçözü, Adıyaman’da sevdiği kızı ailesine istetmiş…
Kızın babası kızını vermemiş… Evlenmelerine rıza göstermemiş… İnat etmiş…
Babanın bu inadını kırmak için sevgilisi ile birlikte kaçmaya karar vermişler… Kaçıp Adıyaman’dan Mersin’e gelmişler…
Kızın babası şikâyetçi olunca, Mustafa yakalanıp tutuklanmış…
Mustafa’nın babası, araya hatırı sayılır insanlar koyarak işi tatlıya bağlamış…
Kızın babası şikâyetini geri almış…
Evlenmelerine razı olmuş…

Mustafa’nın sevinci, aşkına kavuşma sevincidir…
Düğün hazırlıklarına aileler başlamışlar…
Tutuklu Mustafa, kısa bir süre sonra damat Mustafa olacak…
Gözlerinin içinin gülmesi, yüzüne yansıması bundandır…

Mustafa, eşyalarının bir kısmını söz verdiği insanlara dağıttı.
Götüreceği eşyaları poşetlere koydu…
Tahliye kararının mahkemeden cezaevine gelmesini beklemeye başladı… Tahliye kararı cezaevine gelince Mustafa özgürlüğüne, aşkına, kardeşlerine ve anne, babasına kavuşacak…

Mustafa’yı bir kenara çağırdım… Kulağına paraya ihtiyacı olup olmadığını sordum…
Genç Mustafa mahcup bir şekilde:
— Çok sağ ol ağabey. Ailem mahkemeye gelmişti. Tahliye olduğumdan haberleri var. Onlar şimdi cezaevinin kapısında beni bekliyorlar. Düşündüğün için çok teşekkür ederim, dedi…
Mustafa ve sevgilisine mutluluklar diliyorum…

İkinci tahliyeci bir yörüktü.
Mersin’in Gözne beldesine bağlı Güzelbağ (Güzelbahçe)  köyünde oturan elli yaşlarında Ramiz Kıvanç isminde biriydi…
Küçük yaşta babasını kaybetmiş. Annesi köyden başka biri ile evlenmiş…
Üvey babası bakmayınca, kendisini köyden birine evlatlık vermişler…

Çok güç koşullarda bu yaşa gelmiş. Hala evlenememiş… İnsanlarımızın hafif akıllı diye tanımladığı bir tipti… Sara hastasıydı…
Ramiz Kıvanç’ın bu koğuşa düşme hikâyesi ile ilgilenmedim…
Onda genç Mustafa’nın sevinci yoktu… Heyecanı yoktu…
Onun için koğuşta olmakla dışarıda olmak arasında sanki fark yoktu…
Tek başına oturmuş, tahliye kararının cezaevine gelmesini bekliyordu…

Bu gün koğuştan iki kişi gidecek…
Akşama doğru koğuşa kaç kişi getirirler belli olmaz…


CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ

14 Ağustos 2013 / Çarşamba / 17.20