MAHKEME GÜNÜ BELLİ OLDU

MAHKEME GÜNÜ BELLİ OLDU



Mahpushanede bir gün daha ağarmaya başladı…
Yerde, yüzünün kılıfı kararmış kirli yatağımdan kalktım, oturdum…
Eşimin görüş gününde getirdiği çarşafı akşamdan sermiştim, toplanmış… Düzelttim…
Pencerenin demir parmaklıkları arasından gökyüzüne bakıyorum…
Birazdan güneş doğacak…
Yatakhanede bir iki kişinin horlamasından başka ses yok…
Sabah uykusunun tadını çıkarıyor insanlar… Ben uyuyamıyorum…
Bu yazıya, yemekhaneden devam edeceğim…

Yere serilen yatak sayısı her gün artıyor…
Tuvalet kapısının önüne kadar yer yatakları serildi…
Koğuşa her gün iki üç kişi getiriliyor… Tahliye yok…
Bu günden sonra koğuşta tahliye olmazsa, bu koğuşa gelenler yemekhanede yatmak zorunda kalacak…

Bu gün, dünden ve önceki günlerden daha iyiyim…
İlk mahkememin tarihi belli oldu: 3 Eylül 2013.
Dün, canlı görüşte canım kızım bana söyledi:
— Baba avukat telefon etti. 3 Eylül 2013’te ilk mahkemeye çıkacaksın. Annem, kardeşim, eşim hepimiz o gün mahkemede senin yanında olacağız…
Çok sevindim… Mahkeme günü belli olmadan beklemek zordur.

Adli tatilin bitişinin üçüncü gününde mahkemeye çıkacağım…
3 Eylül 2013, ilk mahkemedir.
İlk mahkeme benim dört gözle beklediğim gündür… Özgürlüğüme kavuşmayı umut ettiğim gündür…
3 Eylül’e kadar günleri sayacağım…
Askerler kaldığı günleri için şafak 49–48–47 diye geriye doğru sayarlar…
Ben de 3 Eylül’e kadar geriye doğru şafak sayacağım…

3 Eylül’de, yer yatağında hamam böcekleriyle birlikte yatmaktan kurtulabilirim…
Uykusuz gecelerin son günü 3 Eylül olabilir…
Plastik taburede göz kapaklarıma baskı yapan uykuya, 3 Eylül son verebilir…
Altı kişilik masada, on kişi ile birlikte plastik tabağa, plastik kaşık sallama mecburiyetim, 3 Eylül’de bitebilir…
Karavana kazanının gelmesini beklemeyebilirim…
3 Eylül’de eşim ve çocuklarım cezaevi önünde, görüş kuyruğuna girmekten kurtulabilirler…
Taziye evine dönen görüş kabini, 3 Eylül’den sonra acı anılarımızın mekânı olarak hatırlanabilir…
Tuvalet ve banyo kuyruğuna, 3 Eylül son verebilir…
Altmış bir yaşında, yoğurt kovasında soğuk su ile çamaşır yıkama mecburiyetinden, 3 Eylül’de kurtulabilirim…

3 Eylül’den umutluyum… Umutluyuz…
Ayrılığımız bitebilir ve evime dönebilirim…
Tutuklu kalmamı gerektiren hiçbir delil, tek bir tanık yoktur…
Esrar parası vermediğim kişinin beyanı ile tutuklanmışım…
Beyana dayanan tutukluk, ilk gün beni şok etti…
Beni suçlayan kişinin esrardan yargılandığını avukatım tespit etti.
Dava dosyasının fotokopisini almış… 3 Eylül’de mahkemeye sunacak…
3 Eylül’de haksızlığın biteceğine inanıyorum…

Yemekhanede yazdıklarıma devam ediyorum…
Yaşlılar uyanıp yemekhaneye gelmeye başladılar… Dünkü gazeteleri okuyorlar…
Okuma yazması olmayan Necip Güler yine gazetelerdeki resimlere bakıyor…
Gazeteleri geldiğim günden beri ters tuttuğuna tanık oldum… Eski bir tutukluya gazeteleri Necip Güler niye ters tutuyor diye sordum.
Aldığım cevap ilginçti:
— İnsanların ilgisini çekmek için bunu yapıyor… Okuma yazma bilmiyorsa da resimdekilerin nasıl durduklarını bilmez mi?

Bir gün ben kendisine sordum:
— Necip Bey, neden resimlere tersinden bakıyorsun?
Aynen şu cevabı verdi:
İnsanlar baş aşağı daha güzel görünüyorlar…
Sabahın bu saatinde, yemekhanede sesli konuşmak yasak…
Uyuyanlar rahatsız edilmesin diye bu kural konmuş…

Temizlik saati geldi…
Yatakhane ve yemekhane süpürülüp paspas yapılacak…
Yer yatağımı kaldırıp diğer yatakların üstüne koymalıyım.
Yataklar iki sıra halinde üst üste konuyor…
Meydancılardan biri çay demlemeye başladı…
Bir meydancı da akşamdan kalan çay bardaklarını yıkıyor…
Bir başka meydancı ranzalarında uyuyanları uyandırıyor:
— Sayım var! Haydi, geç kalmayalım!

 

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ

10 Ağustos 2013 / Cumartesi / Saat: 7.45

Son Güncelleme (Pazar, 22 Eylül 2013 18:26)