YÜREĞİM

YÜREĞİM

Ne oldu sana yüreğim…
Nedir yüreğim bu halin…
Çok yufkalaştın, çok duygusallaştın…   
Dokunsalar ağlıyorsun…
Tek bir söz bile inlemene yetiyor…
Sakinleş diyorum, beni duymuyorsun… Beni dinlemiyorsun…
Gemisi batan, gemisi yan yatan kaptan bile senin kadar hüzün yükünü yüklenmez… Yükün ağır yüreğim…

Ne oldu sana yüreğim…
Nedir yüreğim bu halin…
Görüş kabinindeki canım oğlumun, kızımın, sevgili eşimin gözyaşları gözümün önüne gelince, sen ağlıyorsun…
Gözyaşlarımı yağmur damlalarına dönüştürüp yanaklarımda aşağı doğru akıtıyorsun…
Yüreğim ağlıyorsun…
Tuvalette ağlıyorsun…
Banyoda ağlıyorsun…
Geceleri çarşafın altında ağlıyorsun…

Ne oldu sana yüreğim…
Nedir yüreğim bu halin…
Ne işin var bu çukurun dibinde yüreğim…
Sana şaka mı yapıyorlar?
Seninle oyun mu oynuyorlar?
At yüreğim; bu şoku üzerinden at…
Bu nasıl bir tuzak?
Kabul et, sen mahpussun…
İnanmak istemesen de mahpushanedesin…

Ne oldu sana yüreğim…
Nedir yüreğim bu halin…
Şoktasın… Yoktan çoktasın…
Hedefini sersemletmiş oktasın…
Bu koğuşta, bu mahpushanede ne işin var?
Bu soruya mantıklı bir cevap bulamadığın için mi inliyorsun?
Tuvalette,  banyoda, geceleri çarşafın altında bu soruya cevap bulamadığın için mi ağlıyorsun?

Ne oldu sana yüreğim…
Nedir yüreğim bu halin…
Ağlama diyemiyorum… Sızlanma diyemiyorum…
Gözyaşların haksızlığa isyanındır…
İsyanında haklısın yüreğim…

 

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ

5 Ağustos / 2013 / Pazartesi / 17.10

Son Güncelleme (Pazar, 22 Eylül 2013 18:42)