GÜNAYDIN PAZARTESİ

GÜNAYDIN PAZARTESİ


5 Ağustos 2013.
Yer yatağımdan günaydın, Pazartesi.
Haftanın ilk günü, günaydın…
Pazartesi gününün sabah sayımına, zorunlu tıraş olmuş olarak giren sakalsız solgun yüzler, günaydın…

Günaydın, bu saatlerde tıraş olmuş, banyo yapmış, işe gitmek için giyinen canım oğlum Mehmet…
Torunlarımızı kreşe hazırlayan sevgili eşim sana, demir parmaklıklar arkasından günaydın…
Çocuklarını kreşe bırakacak, kendisi işe gidecek, hazırlanma telaşındaki canım yavrum, vefakâr kızım günaydın…
Günaydın, İsviçre’de ergenlik çağındaki problemli oğlunu iyi yetiştirme mücadelesini sürdüren hasta kızım…

Canım Berican’ım, güzel kızım…
Tutuklandığımı öğrenmiş olmalısın…
Bu gün tutukluluğumun on beşinci günüdür…
On beş gündür telefonlarına cevap veremiyorum…
Annenle, kız kardeşinle elbet konuşuyorsun…
Her zaman ki gibi beni sormuşsundur…
Babamın sesini duymak, sağlık durumunu öğrenmek istiyorum, demişsindir…
Babanın sesini ne zaman duyabileceğini baban bile sana söyleyemez…
Sesimi ne zaman duyabileceğini ben de bilmiyorum…

Tutukluluğum üzerinden iki Pazartesi geçti…
Pazartesi günüydü. Annenle birlikte arabayla semt pazarına gittik…
Alışverişimizi birlikte yaptık.  Akşam yemeği için annen börek yapmak istediğini söyledi…
Börek için un ve ıspanak aldık…
Eve birlikte döndük…
Aldıklarımızı birlikte eve taşıdık.

Annene birlikte denize gitmeyi önerdim…
Annen denizi sevmediğinden börekleri bahane etti:
— Ispanağı yıkayacağım, unu yoğuracağım… Özlem ve çocuklar işten dönene kadar börekleri ancak hazırlarım. Sen yalnız git. Erken dön. Sıcak sıcak börekleri birlikte yeriz, dedi…
— Gel, birlikte gidelim. Erken döneriz. Ispanaklı börekleri birlikte pişiririz, dedim.
Annen gelmedi. Israrım fayda etmedi. Bu bela başıma geldi.
Annen yanımda olsaydı, bu olay başıma gelmezdi…
Kalabalık, loş, dumanlı koğuşta bu hüzünlü satırları yazmazdım…
Seni çok seviyorum, benim canım kızım…

 

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ

5 AĞUSTOS 2013 / PAZARTESİ / SAAT: 07. 35

 

Son Güncelleme (Pazar, 22 Eylül 2013 18:45)