AĞLAMAK

AĞLAMAK


Ağlamak, içinde biriken ve magmaya dönüşen öfkenin lav gibi göz pınarlarından boşanmasıdır…

Ağlamak, uğradığın haksızlığı elin kolun bağlıyken isyanını gözyaşlarınla birazcık hafifletmektir…

Ağlamak, buram buram tüten özlemin gözyaşlarıyla yıkanmasıdır…

Ağlamak, canından çok sevdiklerinden ayrılmanın hüznünün yağmura dönüşmesi, yanaklarından sellerin akmasıdır…

Ağlamak, yağmur tanelerine dönüşen oğlunun gözyaşlarına, daha büyük yağmur tanelerini yanaklarından akıtarak yüreğindeki közleri sulamaktır, söndürmeye çalışmaktır…

Ağlamak, senin kahpece düşürüldüğün cendereden kurtulman için çırpınan kızının sel gibi akıttığı gözyaşlarına canını, gözyaşlarını kurban etmektir…

Ağlamak, seni üzmemek için gözyaşlarını tutmaya çalışan vefakâr eşinin, gözlerinin vanalarının birden bire açılmasını görmendir… Senin de sarsılarak o gözyaşlarına, Kâhta çayının baraj gölüne katılması gibi, gözyaşlarınla katılmandır…

Ağlamak, düşürüldüğün çukurdan çıkmak için tırmanırken hırsından, gözyaşlarının haksızlığa isyanıdır…

Ağlamak, çaresiz bırakılmana gözyaşlarının öfkesidir…

Ağlamak, acının damla damla yanaklarından ciğerlerine süzülmesidir…

Ağlamak, çaresizlik gözyaşlarının deniz dalgaları gibi hırsla kıyıya çarpmasıdır…

Ağlamak, hırslanmışken haykıramamak, nara atamamak, sana kahpece tuzak kuranların yüzüne tükürememektir…

Ağlamak, yağmura hasret toprağın hasretinden daha fazla sevdiklerini özlemektir…

Ağlamak, kolların varken sevdiklerinle sarılamamaktır…

Ağlamak, sevdiklerinle arana haksız kararlarla yüksek duvarların, demir kapıların ve tel örgülerin girmesine neden olanları gözyaşlarıyla protesto etmektir…

Ağlamak, ailenle birlikte oturduğun masalarda, senin beş kuruş menfaat uğruna o sofrada uzaklaşmana neden olan kahpe tuzaklara öfke kusmandır…

Ağlamak, sofraların babasızlığı, öksüzlüğüdür…

Ağlamak, sevenlerinin sensiz kalmasına tüm bedeninle, tüm varlığınla koyduğun tepkinin gözden dile gelmesidir…

Ağlamak, canından çok sevdiğin şirin torunlarından seni ayıranlara karşı yüreğinin gözler aracılığıyla öfke patlamasıdır…

Ağlamak, torunlarının kokusunu ciğerlerine çekmene engel olanlara karşı yüreğinin kızgınlığının göz şelalesine dönüşmesidir…

Ağlamak, torunlarının ruhuna ilaç gibi gelen öpücüklerinden seni mahrum bırakanlara karşı içinde biriken nefretin gözden çağlayan olmasıdır…

Ağlamak, sevdiklerinin yükünü dün omuzlarken, bu gün sevdiklerinin omzunda yük olmana sebep olan çirkef kişiliklere isyanındır…

Ağlamak, sorunları çözen bir bilge kişilikten, sorunlarının çözülmesi gereken mağdur kişiliğe dönüştüren kirli âlemin elemanlarına öfkendir…

Ağlamak, lime lime edilen yaralı yüreğin gözyaşları ile figanıdır…

Ağlamak, ayrılığın kadere dönüşmesidir…

Ağlamak, gamın, kederin, hüznün, ayrılığın, yalnızlığın gözlerinden akmasıdır…

Ağlamak, cenderede sıkıştırılan sinirlerin yük boşaltmasıdır…

Ağlamak, ağzındaki dilin ahrazlaşması, gözlerdeki yaşların bülbül gibi şakımasıdır…

Ağlamak, duyguların anaforudur…

Ağlamak, insani hallerimizden birinin somut şeklidir…

 

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ

1 AĞUSTOS 2013 / SAAT 20. 00

Son Güncelleme (Pazar, 22 Eylül 2013 18:52)