OSMAN SEBRİ VE PAŞA OĞLU BEDİR - 1

MAZİYE YOLCULUKLAR  - 159


OSMAN SEBRİ VE PAŞA OĞLU BEDİR – 1


Bu yazılar Osman-ı Sebri’nin hatıralarına dayanılarak yazılmıştır. Osman-ı Sebri’nin anlatımlarının tersi bilgiler edindiğim an, onları da yazarım.

Bu yazılarda taraflılık var mıdır? Vardır. Osman-ı Sebri taraftır. Olaylara kendi penceresinden bakmaktadır. Paşa oğlu Bedir, vurulmadan önce yaşananları not alsaydı, o notlara dayanarak yaşananları daha doğru tahlil edebilirdik.

Osman-ı Sebri’nin hatıralarına dayanılarak olayları aktarıyorum.


Gawesti Mirdesleri Aşiretinden Osman Sebri ile Gevozi Aşiretinden Bedir Ağa’nın aralarındaki akrabalık, çatışma ve ölüm olayını anlatmadan önce iki aşiret hakkında çok kısa bilgi vermek istiyorum…

Gawesti Mirdesleri Aşireti Eğil’de yaşıyor… Oradan göçüp Karakeçiler düzlüğüne gelip yerleşmeye çalışıyorlar.

İki aşiret arasında çok kanlı çatışmalar yaşanıyor…

Gawesti Mirdesleri Karakeçiler düzlüğünü bırakıp Kâhta Gerger arasına geliyorlar…

Burada 23 köy kurup yerleşiyorlar…

O dönemde aşiretler kız alıp vererek akrabalık ilişkisiyle güçlerini birleştirmeyi gelenek haline getirmişler…

Dünya malı, bu akrabalık ilişkilerine çoğu zaman gölge düşürmüştür… Akrabalar çıkar çatışmasından dolayı karşı karşıya gelmişler…

Açgözlülük, insanın özünü kemiren bir hastalıktır…


Gawesti Mirdesleri Aşireti ile Gevozi Aşireti komşu aşiretlerdir… Kız alma-verme geleneğini diğer aşiretler gibi sürdürmüşler… Birbirleriyle akraba olmuşlar…


Osman Sebri’den bu akrabalığı öğrenelim:

“Bizimkilerle Bedir Axa’nın ailesi arasında kirvelik ve kız alıp vererek oluşturulmuş bir akrabalık vardı. Mesela, Emin amcamın annesi, Bedir Axa ailesindendi. Emin’in oğlu Veysi de Axa’nın damadı ve benim kayınbabamdı.” (2)

Osman Paşa’nın oğlu Bedir Ağa, Osman Sebri’nin eşinin dayısıdır…


Şeyh Sait isyanından yıllarca önce, akraba olan Gawesti Mirdesleri Aşireti ile Gevozi Aşireti arasında bazı sorunlar yaşanmış, sonra da üstü örtülmüştür…

Yaşanan sorunu ve küle gömülmüş düşmanlığı Osman Sebri’den dinleyelim:


“Her ne kadar Gevozi aşireti Osman Paşa’nın oğlu Bedir Axa’ya bağlı biliniyorsa da esasında o aşireti birkaç yıl önce üç-dört parçaya bölüp kendimize bağlamıştık. Hatta bir defasında Osman Paşa’nın oğlunu aşiretinden sürgün etmiştik de ancak birkaç yıl sonra dönmesine izin vermiştik. Bunun sebebi babamla Osman Paşa arasındaki anlaşmazlıktı. O günden beri aramızda küle gömülmüş kor gibi ne yanan ne de sönen gizli bir düşmanlık vardı.” (3)

Yukarıdaki bilgileri aktardıktan sonra Gawesti Mirdesleri Aşireti ile Gevozi Aşireti’nden Bedir Ağa arasında yaşanan olaylara gelebiliriz…

Gawesti Mirdesleri Aşireti reisi Şükrü Ağa, Şeyh Sait isyanından dört beş ay sonra İstiklal Mahkemesine çağrılır.

Şükrü Ağa mahkemeye gidince tutuklanır… Harput’ta Altı-yedi celse devam eden yargılamanın sonunda 15 yıl ceza verilir…

Harput cezaevinde yatan Şükrü Ağa, 15 yıl cezayı yatmak istemez. Firar etmeyi planlar…

Şükrü Ağa, Kayınbabası H. Bedir Ağa ve İsmet Paşa’nın yardımıyla Harput’tan Muğla cezaevine sevkini yaptırır…

Amacı, sevk sırasında kendisini Muğla’ya götüren askerlerin elinden kaçmaktır…

Şükrü Ağa, Muğla Cezaevine götürülürken Urfa’da kaçma fırsatını bulur ve firar eder…

Urfa’da kendisini bekleyen yeğeni Osman Sebri ve adamlarıyla birlikte, atların sırtında aşiretinin başına döner…


Firari olan Şükrü Ağa, bir ayaklanma başlatmak ister. Yeğeni Osman Sebri, bir plan yapıp yapmadığını sorar.

Şükrü Ağa şu cevabı verir:

“Tüm dostlarımızın bize destek vereceğini umuyorum. Çevremizdeki bütün aşiret ağalarına haber gönderip onları buraya çağıracağım. Çünkü kendileri de devletten memnun değiller. Bizle birlikte hareket edeceklerini düşünüyorum.” (4)


Şükrü Ağa, çevredeki bütün aşiret ağalarına mektup yazar. Birkaç gün içinde adamları ile birlikte gelmelerini ister.

Üç gün içinde ağalardan cevap gelir:

“Bize ihtiyaç duyduğunuz an geleceğimizden şüpheniz olmasın. Hatta Gevozili Osman Paşa’nın oğlu Bedir Axa bizzat kalkıp gelmiş, aynı şeyleri ifade ederek bize destek vereceğini belirtmişti.” (5)

Ayaklanmaya başlatacak güç ve destek vereceğini söyleyen aşiretleri de Osman Sebri’den öğreniyoruz:

“Bizim aşiret olan Mirdes ve ovadaki Cihanbeyliler temel gücümüzü oluşturuyorlardı. Pütürge’deki Direjanlılar, Horiyan ve bazı Zaza köyleriyle Gerger’in tamamı yanımızda olacaktı. Kâhta çevresindeki Reşüyan, Kawan ve Gevozıler de.” (6)


Şükrü Ağa, kendine söz veren ağaların gelmesini on gün bekler. Boşa bekler… On ikinci gün ağaların yerine askerler gelir, aşiretinin sınırına dayanır…

Şükrü Ağa, çoluk çocuklarının bir kısmını Reşüyan Aşireti reisi Zeynel Bey’e, bir kısmını da Gevozi Aşiretinden Osman Paşa’nın oğlu Bedir Ağa’ya emanet ederek dağa çıkar…

İki ay dağda saklanırlar. Bu iki ay içinde peşlerindeki komutan onları yalnızlaştırmayı başarır…

Çoluk çocuklarının nerede olduklarını öğrenir.


Şükrü Ağa’nın çoluk çocuklarını sakladıkları için Zeynel Beg ve Osman Paşa’nın oğlu Bedir Ağa tutuklanır. İkisi de Malatya’ya götürülür…

Birkaç gün sonra Şükrü ve Nuri ağalar komutanla haberleşirler ve Narince’ye gelip teslim olurlar…


Osman Paşa’nın oğlu Bedir Ağa, Malatya’dan Kâhta’ya geri getirilir.

Osman Sebri diyor ki:

“Bu iki adamı Malatya’ya göndermişler; fakat Bedir Axa’yı kumandanla görüşmek için geri getirmiş, ardından salıvermişlerdi. Buna karşılık olarak Bedir Axa da bütün sırlarımızı komutana anlatmıştı. Amcalarım İstiklal Mahkemesi’ne teslim edildikten sonra Hacı dayım, Necmeddin, ben ve bizim aşiretten on bir kişi daha mahkemeye çağrıldık.” (7)

Şükrü Ağa, Nuri Ağa, Zeynel Beg ve diğer tutuklular Diyarbakır cezaevinde yargılanmayı beklerler.


Mahkeme günü gelir. Tutuklular ve ziyaretçiler salondadır.

Mahkeme başkanı kimlik bilgilerinden sonra komutanın tuttuğu 30 sayfayı okur.

Mahkeme Başkanı Şükrü Ağa’ya sorar:

“Görüyorsun Şükrü Axa! Harput’ta hakkında hüküm verilişinden şu ana kadar yaptığın her şey kayıt altına alınmış. İtirazın var mı?” (S.60)

Şükrü Ağa cevap verir:

“Görüyorum ki bu raporu yazan komutan, bir askerden çok bir masalcı gibi davranmış. Mahkeme heyetinden başka masallarıyla meşgul edecek kimseyi bulamamış mı? Böyle büyük bir mahkemeye uydurmaların değil, gerçeklerin rapor edilmesi gerekir. Bunları komutana Bedir Axa’nın anlattığı belli. Komutanın kendisine de söyledim. Bedir Axa’yla eskiden beri düşman olduğumuzu. Bunu bildiği halde raporunu onun söylediklerini esas alarak yazması doğru mudur? Siz de bu işte bir yanlışlık olduğunu fark etmediniz mi?” (8)


Yargılama sonucunda Şükrü ve Nuri ağalara idam, Osman Sebri ve diğerlerine altışar yıl ceza verilir.

Şükrü Ağa’nın oğlu Kadir, dinleyiciler arasında babasına verilen idamı duyar. Vedalaşmak ve vasiyetini almak için cezaevine gider. Akşam saat dokuza kadar birlikte otururlar…

Osman Sebri’yi dinleyelim:

“Yazıcı yazıp bitirdikten sonra amcam vasiyeti Kadir’e verdi:

Sana ve kardeşlerine vasiyetim burada yazılı. Benden sonraki lideriniz Osman’dır; intikamımı da o alacak.

İntikamının kimden alınmasını istersin?

Bu sorunun cevabını vermek içi biraz düşündü. Önce üç kişinin adını verdi. Sonra vazgeçip:

Bunların ikisini boş ver. Sadece Bedir Axa öldürülsün ki insanlar Heyder Axa ailesinden kimsenin kanının yerde kalmayacağını görsün. Şunu iyi bilmelisin; eğer onu başkasına öldürtürsen sen de tanımadığın birileri tarafından öldürülürsün. Eğer onu işkenceyle öldürürsen sen de işkenceyle ölürsün. Yiğitçe karşısına çık. Vurmadan önce kendisine seslen. Nasıl ölmek istiyorsan onu da o şekilde öldür. İntikamım alınıncaya kadar kabrimde rahat uyumayacağımı bil. Bedir Axa’yı öldürdüğünde bir tepeye çıkıp Diyarbekir’e doğru, ‘Amca intikamını aldım.’ diye bağır. Ben ancak o zaman rahat uyurum.” (9)

Akşam saat dokuzda jandarmalar içeri girer. Şükrü ve Nuri Ağaları asmak için götürürler…


Mahkemeden sekiz gün sonra, 24 Haziran’da kırk sekiz kişi Diyarbakır’dan başka cezaevlerine gönderilir…

Osman Sebri, 73 gün Adana cezaevinde kalır. Bir gün önemli ziyaretçileri gelir. Kendisinden dinleyelim:

“Adana Cezaevi’nde Hacı Bedir Beg ve bizim memleketten beş-altı ağa başsağlığı dilemek için ziyaretime geldiler. Osman Paşa’nın oğlu Bedir de yanlarındaydı. Onun gelişi beni çok öfkelendirdi. Hacı Bedir Beg sinirlendiğimi anlayıp onlara:

—Ağalar, siz misafirhaneye geçin, ben yeğenimle biraz yalnız konuşmak istiyorum, dedi. Onlar gidince:

—Dayı! Paşa oğlu Bedir’i niye getirdin? O adamın bize neler yaptığını bilmiyor musun?”

—Size yaptıklarından haberdarım. Siz Heyder Axa ailesi düşmanlık konusunda çok katısınız. Bizim Zeynel, amcanın vasiyetini anlattı bana. Keşke intikam istemeseydi de Allah’a havale etseydi.

—İntikamın alınması mesele değil, Allah o cezayı benim elimle verecek kendisine.

—Amcan seni çok severdi. Keşke böyle ağır bir yükü bırakmasaydı sana.

—Bu onurlu göreve beni layık görmesi o sevgi sayesindedir. Hem benden başka kimi vardı ki?

—Seni, ailenin ve aşiretin başına geçmekle görevlendirse daha iyi yapardı.

—Verdiği görev aileden de aşiretten de kıymetlidir.

Beni vazgeçiremeyeceğini anlamıştı. Kendisine sık sık mektup yazmamı söyleyerek vedalaşıp çıktı.” (10)

Bu konuşmadan anlıyoruz ki, Osman Sebri intikam için kesin kararlıdır…




NOTLAR:

1 – kahtanet.com / Hamidiye alayı – Osman Paşa

2 – Hatıralarım Osman Sebri (Sayfa: 117)

3 – Hatıralarım Osman Sebri (Sayfa: 43)

4 – Hatıralarım Osman Sebri (Sayfa: 41)

5 – Hatıralarım Osman Sebri (Sayfa: 42)

6 – Hatıralarım Osman Sebri (Sayfa: 42–43)

7 – Hatıralarım Osman Sebri (Sayfa: 50)

8 – Hatıralarım Osman Sebri (Sayfa: 60–61)

9 – Hatıralarım Osman Sebri (Sayfa: 65–66)

10 – Hatıralarım Osman Sebri (Sayfa: 77)


 

Son Güncelleme (Çarşamba, 10 Aralık 2014 17:06)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile